28 Şubat 2010 Pazar

kahvaltı masası

Hülya Ablamın...
Küçük bir kızkenden beri , gerek kişiliği ve davranışlarıyla, gerekse çalışkanlığıyla kendime örnek aldığım canım ablam...
Ayrıca mutfakta da çok hünerli ve hızlı.


Dün sabah bizi kahvaltıya davet etti. Çok yoğun haftasonu programı arasında bizlere ailece birarada olmanın keyfini yaşattı. Sadece haftasonu İzmir'e gelebildiği için dün sabah alışveriş, börek ve kek yapımı da dahil kısa sürede bu güzel masayı hazırlamış bizlere. Neyseki börekleri dondurucuda pişmeye hazırmış...

Bu güzel kahvaltıdan sonra ''Akşam yemek programı yapabilsem daha iyiydi ! '' diye dertlendi.
Hiç problem değil ablacım... Sen yemekleri hazırla. Ben ve fotoğraf makinem koşarak geliriz :)

Ellerine sağlık..

25 Şubat 2010 Perşembe

kaşarlı mantar


Tam bana göre bir tarif daha..
Hiç vakit almayan, mantar seven herkesin ayıla bayıla yediği, davetleri zenginleştiren bir ara sıcak... Bazen tek kişilik güveçlerde de yapıyorum. Şık oluyor servisi..
Dün akşam işten gelince, mantarları yıkamak dahil 15 dakikada fırına girdi. Pişmesi 30-40 dakika sürüyor.

Malzemeler:
  • 1 paket mantar ( yaklaşık 500-600 gr)
  • kaşar (ne desem, tamamen göz kararı :)
  • 1 çorba kaşığı kadar tereyağ
  • tuz

Yapılışı:

  • Mantarların saplarını koparıp, iyice yıkıyorum.
  • Biraz süzüldükten sonra, mantarları ters olarak fırın tepsisine sıralıyorum.
  • Saplarına kıyamıyorum, onlarıda kesip aralara sıkıştırıyorum.
  • Kaşarı eskiden rendeler koyardım. Şimdi uzun uzun uğraşmıyorum. Elimde kaşar küp küp kesip, mantarın büyüklüğüne göre koyuyorum içlerine.
  • Üstüne de tereyağını 2-3 parçaya bölüp koyuveriyorum.
  • Önce tepsi ve mantarlar çabuk ısınsın diye, 200 C deki fırına atıyorum. Kaşarlar eriyince, mantarlar pişmeden kızarmasın diye 170 C'ye düşürüyorum.
  • Mantarlar bir süre sonra suyunu salıyor. 30 dakika sonra çıkarıyorum. Ben biraz diri seviyorum mantarı. Siz pişmiş olup olmadığını kontrol edip süresini ayarlayın.
  • Resimde de görüldüğü üzere ben sulu bırakıyorum. Daha lezzetli oluyor.
  • Kaşarları da çok kızartmayın. Çabuk sertleşiyor.

Yazdıklarımı bir daha okudum da, kendimi tebrik ediyorum... Bu kadar basit bir yemek, ancak bu kadar uzun anlatılabilirdi:)

24 Şubat 2010 Çarşamba

ciabatta ekmek

Gülçin'in Ekmeği
Tatil sabahı.. Saat alarmı duymadan uyandınız.. Evin içinde henüz pişmekte olan mis gibi ekmek kokusu.. ocakta kaynayan çaydanlığın sesi...
Üstelik evinizdesiniz..
Mutfakta gülümseyen bir yüz.. Can dost, eski komşu, yeni akraba, canım arkadaşım Sevgili Gülçin..
Yaklaşık 8 yıl kapı karşı komşuluk yaptığımız ve 5 yıl önce İstanbul'a taşınan sevgili arkadaşlarımız, yarıyıl tatilinde misafirimiz oldular. Böyle misafir herkesin başına :-)
Ciabatta ekmek nefisti. Murat Ege, Arhan ve Alara tereyağlı ekmek dilimlerini bayılarak yediler. Biz de arkadaşımla güzel kahvaltının, güneşin ve en çok da tekrar bir arada olmanın keyfini çıkardık...
Daha sonra da çocukları alıp doğruca Kemeraltı'na, Kızlarağası Hanında kahve içmeye gittik...

Tabii bu güzel ekmeği bloğa koymamak olmazdı. Komşumun verdiği tarife hiç dokunmadan yayınlıyorum...

Malzemeler:

  • 3 su bardağı un
  • 1 paket instant maya
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 6-7 damla zeytinyağı
  • 1.5 su bardağı ılık su

Yapılışı:

  • Unu mutlaka eliyoruz.
  • Tuz, şeker ve mayayı ekleyip, tahta kaşıkla kuru olarak karıştırıyoruz.
  • Daha sonra ılık suyu ilave edip, güzelce yoğur.
  • Hamur cıvık olacak.
  • Kabtaki hamuru kenara çekerek, kabın dibini zeytinyağ ile yağla.
  • Hamuru üzerine koyarak elinle düzelt. Kabın üzerini streç film ile kapat.
  • Onun üzerine havlu, sofra bezi kat kat sar. 40 dakika beklet.
  • Aluminyum tepside 200 C'de, önceden ısıtmadığın fırında 40 dakika pişir. Fırına koymadan üzerini unla hamurun.
  • İsterseniz ceviz üzüm vs. koyabilirsiniz.

Ellerine sağlık komşum....

20 Şubat 2010 Cumartesi

mozaik pasta


Çocukluğumun tadı.. Şimdi de oğlum çok seviyor ve eşim..
Akşam saat 9-10 olunca mutfakta keşfe çıkılıyor. Buzdolabındaki mozaik pasta onları herzaman mutlu ediyor :)
Bazı tariflerde yumurta, margarin veya tereyağ da var. Benim ki annemden öğrendiğim gibi...
Malzemeler:
  • 450 gr pötibör bisküvi
  • 3 çaybardağı süt
  • 2 çaybardağı pudra şekeri (toz şeker de olabilir)
  • 1 çaybardağı damla çikolata (arzunuza göre azaltabilirsiniz)
  • 1 çaybardağı ceviz
  • 2 çorba kaşığı kakao
  • portakal kabuğu rendesi
  • istenirse antep fıstığı
Yapılışı:
  • Genişçe bir kaba bisküvileri kırarak koyun.
  • Başka bir kaseye sütü ve şekeri koyun. Toz şeker kullanıyorsanız, erimesi için iyice karıştırmanız gerekiyor.
  • Kakaoyu ilave ederek, bisküvilerin üzerine karışını dökün.
  • Ceviz, damla çikolata, portakal kabuğu rendesi ilave edin.
  • Bu kez evde o anda portakal bulamadığım için ben koymadım. Ama çok yakışıyor. Aynı zamanda kabuğu soyulmuş antep fıstıkları da dilimlendiğinde yeşil yeşil çok hoş görünüyor.
  • İyice karıştırıp, bir torbayı keserek içine koyun. Streç film yada alüminyum folyo da olur. Fakat buzdolabı poşeti daha sağlam oluyor.
  • Dondurucuda 1 saat bekletin.

Geçenlerde fotoğrafta gördüğünüz peçeteler elime geçti. Rahmetli anneannemin daha ben küçük bir kızken benim için yaptığı rengarenk peçetelerdi bunlar. O zamanlar hatırlıyorum; evde çaya misafir geldiğinde tabaklardan önce bu peçeteler verilirdi misafirlere :)
Ne yazık ki hiç kullanılma şansı olmayan bu güzel örtüler yıllardır çekmecede duruyordu. Elime geçince özlemle anneannemi anımsadım. Mineciğimin yaptığı gibi, bloğumda kullanmanın çok iyi bir fikir olduğunu düşündüm.
Canım anneannecim.. Seni çok özledim..

18 Şubat 2010 Perşembe

fırında sütlü patates

Bu aralar iyi alıştım hazıra konmaya...
Kendi mutfağıma girmeye vakit bulamayınca, girdiğim mutfaklardaki güzellikleri kaçırmıyorum doğal olarak. Elimde fotoğraf makinesi hemen alıveriyorum 1-2 kare :) Aslında bloğumu açarken yemek masaları olarak düşünmüştüm temayı. Benim hazırladığım ve davet edildiğim yemek masalarını tarifleriyle paylaşmak...
Sonra baktım yemek masasını dört dörtlük hazırlamak için zaman lazım, ee o da ben de yok. O zaman masalardaki tabakları zoom-ladım :))

Yine çok sevdiğim bir tarif.. zaten sevmediğim hiçbir şeyi yayınlamam bloğumda..
Henüz kendim yapmayı denemediysem de, Sevgili Şirvancığımın elinden çok kereler yedim. Yapılışına yardım ettim:))
Malzemeler:
  • 1 kg patates
  • 1 su bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ
  • tuz, pul biber
  • kaşar

Yapılışı:

  • Patatesleri haşlayın. Soyup, ardından ezin.
  • Süt ve tereyağ ilave ederek, iyice ezerek karıştırın.
  • 200 C 'de fırınlayın.
  • Üzeri kızarmaya yakın üzerine kaşar ve pul biber ilavesi yapıp biraz daha fırınlayın.
  • Kaşar miktarı çok fazla olmazsa, daha güzel oluyor.
  • Ayrıca kaşar çok kızarınca, çabuk sertleştiğinden fazla kızartmayın.

Kolay ve de lezzetli bir ara sıcak.. Püreye de alternatif..

16 Şubat 2010 Salı

ciğer sarma (darp)


Total kollestrol olmuş 254. Koyduğum yemeğe bakın..
Ama çok güzeel.. En son iznimi kullandığımda yine annemde yemiştim ciğer sarmasını.. Neyse ki o zaman kollestrolümün yükseldiğinin farkında değildim de, vicdan azabı çekmedim yerken :) Zaten yılda bir kez pişer bizim evde. Kurban Bayramından sonra.. Annem ben çok sevdiğim için dondurucu da saklar darbı, ben Akhisar'a gittiğimde hemen çıkarıp yapar.
Bu yemeği herkesin bildiğini sanmıyorum. Ama hangi yöreye aittir onu da bilmiyorum. Unutulmaması gereken bir lezzet olduğunu düşünüyorum sadece..



Malzemeler:

  • 1 kuzu ciğeri
  • 1 kuzu gömleği
  • 1.5 sb pirinç
  • 2 adet taze soğan
  • 1/3 çay bardağı çiçekyağ
  • 1.5 sb sıcak su
  • tuz, karabiber

Yapılışı:
  • Önce pirinçleri kabarmaları için suya koyuyoruz.
  • Ardından ciğeri küçük küçük kesip, yağda kavurmaya başlıyoruz.
  • Taze soğanları doğruyoruz.
  • Pirinci yıkayıp, süzüp soğanlarla beraber ciğerlere ilave ediyoruz.
  • Tuz, karabiberini koyuyoruz.
  • Üzerine yaklaşık 1.5 sb sıcak suyu ilave ediyoruz. 10 dak. pişiriyoruz.
  • Kuzu gömleğini yıkayıp, yumuşaması için ılık su da biraz bekletiyoruz. Sıcak olmasın..
  • Yumuşayan gömleği yayarak, içine pilavı koyuyoruz.
  • İstenirse tek kişilik küçük yapılabilir. Küçük yaparsanız gömleği sardıktan sonra ters çevirip herbirini tepsiye sıralayın.
  • Eğer büyük yapacaksanız daha bol içli, annem gibi dikmeniz gerekiyor.
  • 200 C'de fırında üstü çıtır çıtır kızarıncaya kadar pişirin.
Ben sarmadaki gömleği yani yağı yemiyorum. Ama bu yağ sayesinde lezzet kazanan ciğerli pilav nefis.. Çıtır çıtır kızarmış yağa hayır diyemiyorsanız, size afiyet olsun.

15 Şubat 2010 Pazartesi

ıspanak kökü salatası

Ispanağın yaprağından daha çok seviyorum kökünü..
Ispanak yemeği yaparken, köklerini ayırıyorum mutlaka. Onları hemen az suda haşlayıp, bekletmeden zeytinyağ ve limonla tatlandırıyorum.
Aslında sadece ıspanak da değil, tüm sebze salatalarını mümkün olduğunca servise yakın haşlayıp hazırlıyorum. Bu şekilde hem daha lezzetli oluyor, hem de vitamin değerlerini kaybetmiyor.
Denemenizi öneririm.

14 Şubat 2010 Pazar

kıymalı börek

Buğday çorbasında takıldın diyor arkadaşlar :) Mutfağa giremediğim gibi, elimdeki tarifleri de yayınlamaya vakit bulamadım yine..

Bir anne tarifi daha.. Babam çok sever bu böreği. Yapılışı kolay olup, çok da lezzetlidir..

Malzemeler:
  • 1 kg yufka
  • 1/2 kg kıyma
  • 2 adet domates
  • 2 adet biber
  • zeytinyağ
  • tuz, karabiber

Yapılışı:
  • Böreğin içini hazırlamak için önce tavaya zeytinyağını koyun, kıymayı ilave ederek kavurmaya başlayın.
  • Kıyma rengini değiştirip biraz kavrulunca, domates ve biberini ilave edin.
  • Tuz, karabiber arzunuza göre pul biber de koyarak, 2-3 dakika kadar daha kavurun.
  • 2 adet yufkayı tepsiye yayın. Harçtan bir miktar üzerine yayın.
  • Aralara ayrı bir kasede karıştırdığınız su ve zeytinyağ karışımını sürün.
  • Kıymalı harcı iki yufkada bir döşeyin.
  • Böreğin en üstüne, su ve zeytinyağa yarım kaşık kadar yoğurt karıştırıp sürün.
180 C 'de 20-30 dakika üzeri kızarana dek pişirin.

3 Şubat 2010 Çarşamba

buğday çorbası

Minecim senin için...
Bloğumun ilk yazısı olan yemek masaları 'nda annemin buğday çorbasıyla yapmıştım açılışı..
İlk yazımda tarif vermemiştim, ama o gün masamızdaki lezzetleri ve sevgileri paylaşmıştım.
Neredeyse bir yıl olacak.. Mine'ye olan Buğday Çorbası Tarifi sözümü daha yeni yerine getirebiliyorum..
Aslında arkadaşıma tarif vermeye bile gerek yok. O bu çorbayı kendi yaratıcılığı ve tecrübeleriyle de süper yapacak, Mis Kokulu Lezzetler'ine katacaktır..

Malzemeler:
  • 1 sb aşurelik buğday
  • 3-4 sb su
  • 3 sb etsuyu ve içine koymak için isteğinize göre kuzu eti
  • tereyağ, pul biber, tuz
Yapılışı:
  • Buğdayı akşamdan yıkayıp, biraz kaynatıyoruz. Sabaha kadar beklemeye alıyoruz.
  • Sabah tekrar ocağa alıp, iyice pişiriyoruz. Mikserle çırpıyoruz.
  • Eti ayrı yerde pişirip, suyunu buğdayın üzerine ilave ediyoruz. Ve pişirmeye devam ediyoruz. Çorbanın kıvamını isteğinize göre, et suyu ilavesi ile ayarlayın.
  • İyice pişince tahta kaşıkla iyice ezerek karıştırıyoruz.
  • Daha önce suyunu kullandığımız pişen etleri küçük doğrayıp, çorbaya ilave ediyoruz.
  • Etin yağı olduğundan, içine ilave yağa gerek yok.
  • Üzerine kızdırılmış tereyağ ve pul biber ile servis ediyoruz.

Bu çorbaya yoğurt ve yumurta ile terbiye de yapılıyormuş. Ama annem bu şekli ile yapıyor. Buğdayın yoğun tadı ile et suyu birleşince nefis bir tat ortaya çıkıyor..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu