28 Mayıs 2011 Cumartesi

5. İstanbul blog yazarları buluşması


Hepsi yemek yapmayı, mutfağı çok seviyor haliyle. Çoğu benim gibi bloglarda gezinirken, ''Neden olmasın ben de yapabilirim'' düşüncesiyle başlamış blog yazmaya. Kimi emekli ya da ev hanımı olduğundan daha çok zaman ayırabiliyor mutfağa. Kimi de benim gibi vakit buldukça...

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul'da 5. Blog Yazarları Buluşması yapıldı. Uzun zamandır yazıştığım, takip ettiğim blogcularla ile yüzyüze tanışmak için iyi bir fırsattı. Beni erkenden karşılarında görünce çok şaşırdılar :) Sevgili Yasemin, Sevil ve Zeynep çok başarılı bir organizasyon gerçekleştirmişler. Fenerbahçe Özsüt Atölye'de nefis bir kahvaltı eşliğinde gerçekleşen bu buluşma gerek afişler, sponsorlar, hediyeler ile gerekse ev sahiplerinin güleryüzü ile çok başarılıydı.
Özellikle sponsor konusunda ayrıca tebrik ediyorum kendilerini :)) İşte sponsorlar...
Magi, Henkel, Sofra Dergisi, Muratbey Peynirleri, Yonca Gıda, Chef Istanbul, Benetton, Altıparmak, Elit Çikolata, Roberto Bene, BecelAkdeniz Bujiteri, Merbalık Restaurant, Sustilo , Sebahat Güzellik Merkezi, Vazeline, Elidor

Herkes kucak dolusu hediyeler ile ayrıldı :)


Ben de diğer hediye paketlerimin yanısıra 6 aylık Sofra Dergisi aboneliği kazandım. En çok istediğim hediye olduğunu itiraf etmeliyim :)
Buluşmada Sofra Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sevgili Esra Düzdağ ile de sohbet etme imkanım oldu. Sofra Dergisi ekibini İzmirli Yemek Blog Yazarları ile biraraya getirme konusunda görüştük. Umarım gerçekleştirebiliriz.
Sofra Dergisi Haziran sayısında 5.Blog Buluşmasına ve İzmir'den lezzetlere yer vermiş.
İzmir'de Kumru, balık, kokoreç, boyoz nerede yenir?
Kemeraltı, Kızlarağası Hanı, Sakızlı Türk Kahvesi...
Bunlar gibi İzmir'in birçok güzelliğinden bahsedilmiş. Meraklılarına duyurulur..

21 Mayıs 2011 Cumartesi

zeytinyağlı enginar


Ayçe Ablamdan...
-İşin var mı? Hadi şu yeni tencerenle bana enginar pişir :))
-Aaa tabii canım, hemen getir... dedi güleryüzüyle..
İnsanın etrafında nazının geçtiği, böyle güzel insanların olması ne güzel. Hayatı keyifli kılan değerlerden biri ...

Yazlık komşumuz olan Ayçe Abla'ya, bu anneler gününde Kanada'da yaşan Sevgili oğlu Arçın'dan ve Sevgili Dilek'ten güzel bir hediye gelmiş. Tefal'den NutriCook. Ve bu güzel tencereyle çok güzel yemekler pişirilmiş tabii. Vitamin değerleri, tazeliği, diriliği kaybolmadan..  Mutfakta zaten çok başarılı olan ustaya çok iyi bir yardımcı..

Ama tabi ben ısrarla yapraklı pişirelim dediğim için, zamanı yavaş yavaş geçmekte olan enginarların yapraklarının pişmemesi konusunda beni uyardı baştan. Gelelim tarife..

Malzemeler:
  • 6 adet enginar
  • 1 adet kuru soğan (orta boy)
  • 6-7 adet taze soğan
  • 1 yemek kaşığı un (silme)
  • 2 limon
  • 1 demet dereotu
  •  zeytinyağ, tuz
Yapılışı:
  • Enginarların dış kabukları epeyce alınır ve uçlarında ki sert kısımları kesilir. Temzilenen enginar ikiye bölünerek ortasında ki tüyler temizlenir.
  • Yarım kesilen limonla ovulup, içine çok az un konulan limonlu suya atılır.
  • Zeytinyağı ve soğanlar tencereye konularak biraz çevrilir. Ardından 1 yemek kaşığı silme un ilave edilerek karıştırılır.
  • Yaklaşık 2 su bardağı kadar sıcak su ilave edilip, enginarlar dizilir. (Burada su miktarını göz kararı ayarlamanız gerekir. Suyun enginarların üstüne çıkmaması gerek.)
  • Ardından 1 limonun suyu ve tuz ilave edilir.
  • NutriCook ile 5 dakikada pişiyor. Normal düdüklüde 10 -15 dakika yeter. Ama enginarlar taze ise dikkat edin erimesin. Arada kontrol etmekte fayda var.
Ellerine sağlık Ayçe Ablam..

9 Mayıs 2011 Pazartesi

havuçlu pasta

Tarçının Aşkı
Pastayı yaparken böyle bir isim koyuverdim. Tarçının gizli kahraman olduğunu düşündüğüm havuçlu kekimi, pastaya çevirmek istedim bu kez.
Tarçının aşkı kime?
Belki ceviz.. belki elma.. karar veremedim. İkisiyle de çok uyumlu :)


Daha öncede yazmıştım. Benim havuçlu kekim, aslında havuçlu-elmalı kek..
Beyaz krema ve karamelize olmuş havuç kesinlikle çok yakıştı bu keke. 

Malzemeler
Keki için:
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı şeker (kremasız olacaksa 1.5 bardak)
  • 1 su bardağı rendelenmiş havuç
  • 1 su bardağı  rendelenmiş elma
  • 1 su bardağı ceviz
  • 1 su bardağı çiçekyağı
  • 3 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 paket kabartma tozu
Keki ıslatmak için:
  • 1 çay bardağı süt (istenirse)
Krema için:
  • 1 kg süt
  • 2 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 3 yemek kaşığı tepeleme un
  • 1 paket krem şanti
  • 3 küçük kahve fincanı şeker
  • 1 paket vanilya
Üstü için:
  • 1 havuç
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 elma
  • ceviz 
  • 1 yemek kaşığı jöle (1 kase su için)

Yapılışı:
  • Önce yumurtaları çırpıyoruz.
  • Ardından sırasıyla şeker, çiçekyağ, havuç, elma, tarçın, un, kabartma tozunu ilave edip karıştırıyoruz.
  • Yağlayıp, unladığımız kek kalıbımıza hamuru döküp, 170 C'de yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz. Her zamanki gibi fırınlardaki hacim ve ısı dağılım farklılığından dolayı sürenin değişebileceğini hatırlatmak istiyorum. Bu uyarı mutfağa yeni girenlere tabii :)
  • Bir tencerede süt, un, vanilya ve şekeri karıştırıp kremayı pişiriyoruz.
  • Soğuyunca içine krem şanti 2-3 dakika çırpıyoruz.
  • Kremayı buzdolabında dinlenmeye bırakıyoruz.
  • 1 havucu rendeleyip, şeker ile karıştırarak kısık ateşte karamelize ediyoruz. Burada çok az tarçın ilavesi hoş oluyor.
  • Kek soğuduktan sonra enlemesine ikiye kesilir ve istenirse 1 çay bardağı süt ile ıslatılır. Eğer ıslatmazsanız kek ilk gün biraz kuru kalıyor. Ama bir gün sonra  kremanın nemini alınca süper oluyor.
  • Krema kekin arasına ve üstüne sürdüm.
  • Karemelize olmuş havucu pastanın ortasına koydum.
  • Bir kaseye koyduğum ılık suyun içinde, 1 yemek kaşığı jöleyi erittim.
  • 1 elmayı ince ince dilimleyip, henüz katılaşmamış jöleye daldırıp pastanın üzerine sıraladım. Bu şekilde elmaların kararmasını önlemiş olduk.
  • Kalan kısmını da dövülmüş ceviz ile süsledim.
Biraz uzun gibi görünüyor ama, iyi bir sıralamayla kısa sürede bitiyor.

6 Mayıs 2011 Cuma

neler oluyor hayatta


İki ay olacakmış neredeyse...
Bloglara verilen uzun soluklu cezadan sonra, bu kez ben oturamadım bilgisayarımın başına. Umutla bloglara dokunan elin kalkmasını beklerken, bu kez benim elim varmadı klavyenin tuşlarına...

Neler oldu bunca zaman?

Mısır'da başlayıp dalga dalga yayılan küresel krizden mi bahsetmeli,  yoksa Japonya'da yaşanan depremden ve ardından yaşanan nükleer felaketten mi? Bu ve benzer sebeplerden hayatını kaybeden insanlardan mı?
Geçen ay yaptığım Polonya seyahati dönüşünde, Varşova-Münih uçağının rötar yapmasından dolayı İzmir uçağını  kaçırınca, soluğu Lufthansa servisinde aldık. Heyecanla  ve sinirle karışık uçağı kaçırma nedenlerimizi anlatıyorduk ki; görevli bize;
-Bakın Japonların başına neler geldi. N'olacak uçağı kaçırdıysanız, dert etmeyin... gibi birşeyler dedi. Bunu özellikle bir Alman'dan duymanın şaşkınlığı ile çaresiz başka uçuş arayışlarına girdik...

Gerçektende öyle değil mi ? Bazen yaşadığımız sorunlarla kendimizi gereğinden fazla yıpratıyoruz aslında. Oysa ki zaman kendi adaletiyle, her şeyi yoluna koyuyor.

Bundan böyle güzel tarifler, keyifli etkinliklerle devam edecek paylaşımlarım.. Vakit buldukça..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu