27 Ağustos 2012 Pazartesi

dereotlu ekşili tavuk


Hafta sonu mutfakta Yeşimle birlikteydik yine.
Haftasonu-yazlık-mangal zincirini kırıp, farklı ne yapabiliriz diye düşündük. Ayrıca çok zamanımızı almasın, pratik olsun da istedik. Americano oynamaya da zaman kalmalıydı.
Americano...  bu yazın hatta 2012'nin bizdeki favori kağıt oyunu :)

Yeşim ana yemek olarak Dereotlu Ekşili Tavuk yapmayı önerdi. Benim de aklımda da uzun zamandır  dolgulu mantar yapma fikri vardı.Yeşim bir ara tavukları marinasyona hazırladı. Yemek saatine yakın hem tavuğu hem de mantarı kısa sürede pişirerek soframızı hazırladık.

Malzemeler:
  • 3 parça tavuk göğsü
  • yarım demet dereotu
  • 1 şişe maden suyu
  • 1 orta boy soğan
  • 1 diş sarımsak
  • tuz, karabiber
  • 1 limon
  • zeytinyağı (yarım kahve fincanı kadar, isteğinize göre ayarlayın)
Yapılışı:
  • Tavukları küçük kuşbaşı şeklinde doğrayın.
  • Dereotunu ince ince doğrayarak derin bir kaptaki tavuğa ilave edin.
  • Üzerine rendelenmiş sarımsağı, tuz, karabiber ve 1 şişe maden sodasını ilave edin.
  • Bu karışımı buzdolabında en az yarım saat bekletin.
  • Soğanları yarım ay şeklinde iri iri doğrayıp, zeytinyağında kavurun.
  • Soğanlar pembeleşince, sosun içindeki tavuğu kevgirle süzerek üzerine alın.
  • Suyunu salıp, tekrar çekinceye kadar kavurun.
  • Tavuklar renk değiştirince, tavukları içinden aldığımız kalan maden sulu sosu ve bir limonun suyunu tavukların üzerine ilave edin.
  • 1-2 dakika sonra ocaktan alın.
Bu yemeğin ertesi güne kalanını soğuk soğuk yemek çok hoşuma gitti. Yeşim özellikle bu haliyle ekmek arası yapıldığında da çok güzel olduğunu söyledi.
Yemeğini evden götüren öğrenci ve çalışanlar için güzel bir alternatif olabilir belki..

18 Ağustos 2012 Cumartesi

çiğ börek


Babaanne torun işbaşında...
O an yapacak bir şey bulamadığından mı, yoksa gerçekten ilgisini çektiğinden mi bilemiyorum; Ama oğlum, annem hamur yoğurmaya başladığı anda yanında bitti.  Epey bir mücadeleden sonra, baktım annem ellerini hamurdan çekmiş, O'na nasıl yapacağını tarif ediyor. Kadıncağız pes etti anlayacağınız..
Yoğurma işlemi tamamlanınca, annem hamuru yumurta büyüklüğünde parçalara ayırdı. Merdane ile küçük bir pasta tabağı kadar açarak, içine daha önce hazırladığı kıymalı harcı koydu. Hamuru ikiye katlayarak, D biçimini verdi. Kenarları keskin bir tabakla, yuvarlak kısmını tekrar yuvarlatarak kesti. Yani kenarların düzgünce birleşmesini sağladı. Hem görüntüsü güzel oldu, hem de iç harcın pişerken yağa akmasını önlemiş oldu.
Diğer hamuru aldı eline. Yapmaya devam edecek de , merdane yok. Bir sen yapıcam ben yapıcam tartışması :) Sonunda aralarında anlaştılar. Hiç girmem babaane-torun arasına :)

Ben bu kez pişirici görevindeydim. Yapılanları alıp, kızgın yağda kızartmaya başladım. Hatta böreklerin etrafından keserek ayırdıkları parçaları da kızarttım. Ne güzel oldular. Börekten daha çok sevildiler neredeyse..
Kızartma işi de bitince, önceden dondurucuya attığım mevsimin en çıtır karpuzunu çıkarıp dilimledim. Yanında da ayranla birlikte nefis oldu çiğ börekler..
Dip Not :)
Neden Çiğ Börek deniyor?
İçine konan harcı önceden pişirmiyoruz. Kıymayı, soğanı, domatesi çiğden koyuyoruz..

Malzemeler (25 adet için )
  • 500 gr un
  • 1 yemek kaşığı yoğurt
  • 1/2 çay bardağı zeytinyağ
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • 1 su bardağı kadar su (yavaş verin, iyice yoğurun, sert olursa daha fazla su ekleyebilirsiniz)
İç
  • 250 gr kıyma
  • 1 orta boy soğan
  • 1 orta boy domates
  • karabiber tuz


Hafta içi de ekmek yapmış bizimki evde. Önce kıymet vermediğim şekilsiz ekmekler, ertesi sabah kahvaltı masamdaydı. Başarılıydı vallahi...


13 Ağustos 2012 Pazartesi

Sofra Dergisi ile keyifli bir sohbet


Geçtiğimiz hafta Sofra Dergisi ile mini bir sohbet gerçekleştirdik. Cuma günü www.sofra.com.tr'de yayınlanan bu keyifli sohbeti buradan da paylaşmak istiyor, Sofra Dergisi'ne ve Nazan Hanım'a çok teşekkür ediyorum.
          

Gündüz laboratuvarda, gece mutfakta!

“Vakit Buldukça” blog’unun sahibi Esma Ercengiz, kimya mühendisi olduğundan gününü laboratuvarda bir şeyler karıştırarak geçiriyor. En büyük keyfi ise, akşam eve geldikten sonra mutfakta değişik malzemeleri bir araya getirerek, harika yemekler yapmak!

İzmirli blogger Esma Ercengiz, çalışan her kadın gibi aynı dertten muzdarip: Mutfağı girip, yeni tatlar deneyecek vakti yok! 4 yıl kadar önce enginar tarifi ararken, tesadüfen keşfettiği blog dünyası, Esma Hanım'ı o kadar cezp etmiş ki, kendine bir blog açmaya karar vermiş. Önce yaptığı yemekleri fotoğraflamaya başlamış. Ancak işinin yoğunluğundan dolayı blog'u bir türlü hayata geçirememiş. Bir süre de "adı ne olsun" diye düşünmüş. Sonunda en doğru kararı vermiş: "Adı, baştan belliydi aslında; 'Vakit Buldukça'! Ve vakit buldukça girdiğim mutfağımda pişirdiklerimi paylaşmaya başladım. Blog'umdaki 'Hakkımda' yazısında da belirttiğim gibi; hayat maratonunu koşarken mutfakta soluklanıyorum ben. Blog'umla ilgili yapmak istediğim birçok şey var, umarım zamanla hepsini gerçekleştiririm. Tabii vakit buldukça!"

İftar davetlerine nasıl hazırlanıyorsunuz?
Gerek Ramazan ayında, gerekse diğer günlerde sevdiklerimi soframda ağırlamayı çok seviyorum. İftar sofralarında başka bir huzur, başka bir maneviyat var tabii. Bu da iftar sofralarını daha keyifli kılıyor.
Davet hazırlığının en zor kısmı mönüyü oluşturmak benim için. İftar sofrası olması, konuklarımın ve benim damak zevkim, hatta hava sıcaklığı mönünün oluşmasında çok etkili. Sofradaki renklilik ve tatlardaki denge de çok önemli.

BÖRÜLCE PİYAZI


Mönüyü oluşturduktan sonra, hemen neyi, ne zaman yapacağımı planlarım. Alışveriş listemi oluştururum. Genelde tatlıları ve zeytinyağlıları bir gece önceden yaparım. Börek yapacaksam da bir gece önceden hazırlar, pişirmeden dolaba kaldırırım. Ertesi gün önce ana yemek hazırlığı ile başlayıp, yapacağım salata malzemelerinin hazırlanması ile devam ederim. Pişirilerek hazırlanması gerekenlere öncelik veririm. Masa hazırlığı ve sunum için gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra, en sona taze salataların yapımını bırakırım. Genel olarak sıralama böyledir. Ancak zamanıma ve mönüme göre sıralama değişkenlik gösterebilir.

Mönüyü nasıl oluşturursunuz?
Çok sıcak günler geçiriyor olmamız, uzun saatler boyunca aç kalınması mönü oluşumunda çok etkili olsa da; iftar sofralarının zenginliğini seven bir millet olduğumuzdan çok çeşitlilik benim soframda da kaçınılmaz oluyor. Genelde salata ağırlıklı mönüleri tercih ettiğimden, iftar sofralarımda da çeşitli salatalar yer alıyor. İftarın olmazsa olmazı çorba, et ya da tavuklu bir ana yemek, pilav/makarna/börek grubundan bir çeşit, salata sayıma göre belki bir zeytinyağlı ve tatlı oluşturuyor mönümü. Tatlı tercihimi, yine yaz aylarında olmamızdan dolayı sütlü ve soğuk tatlılardan yana kullanıyorum. Bugünlerdeki favori tatlım, parfe çeşitleri…

GÜVEÇ


Bu süreçlerde yardım alır mısınız?
Vaktim varsa her şeyin benim elimden çıkmasını tercih ederim. Genelde aksi olduğundan, gelen yardım tekliflerini memnuniyetle kabul ediyorum. Ama itiraf etmeliyim ki, bir taraftan çalışırken, bir taraftan da gözüm bana yardım eden kişidedir. Doğrama şekline, tabağa yerleştirmesine dikkat eder; dayanamaz müdahale ederim.

Misafirlerinizin vazgeçemediği tarifiniz hangisi?
Zamana karşı yarıştığım için hazırladığım çoğu yemek çok uğraştırma gerektirmeyen, pratik yemekler. Ama ufak dokunuşlarla, sunumuyla, masa düzeniyle sanırım daha hoş geliyor göze. Genelde yaptığım her şey beğeniliyor. Ama "İzmir Köfte", "Sac Kavurma", "Güveç", "Tereyağında Mantar", "Bahar Salatası", "Zeytin Salatası" favoriler arasında. Tatlılardan ise "Çikolatalı Cheesecake", "Vişneli Tart", "Limonlu Parfe"yi sayabilirim.

ZEYTİN SALATASI


Okurlarımızla paylaşmak istediğiniz küçük sırlarınız ya da ilginç bir tarifiniz var mı?
Çok özel bir sırrım yok aslında. Ama yemeklerdeki, özellikle salatalardaki renklilik masayı her zaman daha cazip hale getiriyor. O yüzden salatalarımda nar, mısır, Akdeniz yeşillikleri kullanmayı çok severim. Nar mevsimi değilse kırmızı biber kullanırım bu kez. Kışın kuru domates vazgeçilmezimdir. Yeşillikler soframın baş tacıdır. Ama mutlaka taze olmalıdır. Diri diri durmalılar tabakta.

12 Ağustos 2012 Pazar

reyhanlı salata


Orjinal tarifde balzamik sirke ve mozeralla peynirle yapılıyor reyhanlı salata. Bugün benim kahvaltımda nar ekşisi ve beyaz peynirle yer aldı. Yanında eşimin yaptığı omlet, kendi yetiştirdiğimiz ve sofraya oturmadan  az önce koparmayı adet edindiğimiz biberlerle birlikte tam bir ziyafet oldu. Vedat Baba'mın  köy pazarından aldığı tereyağ-ekmek ikilisini de unutmamak gerek doğrusu..
Fesleğen, reyhan gibi kokulu otları yemekte yada salatada kullanmaya biraz mesafeliyseniz bu salatadan başlayın derim. Peynir, nar ekşisi ve zeytinyağıyla uyumu süper. Deneyince gözünüz tezgahlarda reyhan arayacak..



Reyhanı ister yaprak yaprak koparın isterseniz iri iri doğrayın. Küp küp kesilmiş beyaz peynir ve kabuğu soyulmuş domateslerle harmanlayın. Üzerine nar eşkisi, zeytinyağ, az tuz..

Balzamik sirke ve mozerella peynirle denemek de var aklımda...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu