6 Temmuz 2009 Pazartesi

çikolatalı puding

İkinci kez yapıyorum. İlkinde fotoğraf çekmeye vakit bulamadım. Evdeki beyler çok beğenince, nasılsa devamı gelecek diye düşündüm.
Bu puding, şu meşhur 'Yemekteyiz' yarışmasında yapılmış aslında. Bir arkadaşım bahsetmişti. İçine çikolata girdiğini de duyunca denemek istedim. Bir forum sayfasından aldım tarifini.

Malzemeler:
  • 1 lt süt
  • 1 yumurta
  • 1 sb şeker
  • 1 sb un
  • 2 sb su
  • 3 yk kakao
  • 5 yk tepeleme chokella veya muadilleri
  • 1 tk sıvıyağ

Yapılışı:

  • Önce yumurta, süt, şeker ve un ile koyu kıvamlı bir beyaz muhallebi pişirdim.
  • Ocaktan alıp üzerine suyu ilave ettim.
  • Ardından chokella, kakao ve sıvıyağı ilave edip, 5 dak. kadar çırptım.

Aldığım tarifte sıvıyağın pudingin yüzeyinin çatlamasını önlediği yazıyordu. Uzun süre çırpınca da kıvamı çok iyi oldu. Şu ana kadar yediğim ve de yaptığım en güzel puding bu. Şiddetle tavsiye edilir...

17 Haziran 2009 Çarşamba

çikolatalı kek

Nihayet okullar kapandı...
Rahat bir nefes aldık ailece. Sanki öğrenci olan benim. Ama en azından sabah koşuşturmaları yok yaz döneminde. Evden daha rahat çıkacağım:)
Bu yaz, uzun bir tatil var çocukların önünde..
Ramazan Bayramı tatiliyle de birleşeceğinden, Eylül ayının sonunda açılacak okullar. Çalışan bir anne olunca, hafta hafta program yapmam gerekiyor yine. Hangi hafta, nerede kalacak? Üstelik daha önceki yıllarda 12 hafta olan tatil, bu yaz 15 haftaya çıktı..
Oğlum evde olunca, onun seveceği bir şeyler pişirmek istedim. Çikolatalı kek geldi aklıma. Severek takip ettiğim bloglardan biri olan Sibel'in Kahvesi 'nde görmüştüm bu tarifi bir süre önce..
Sürekli yaptığım keklerden farklı bir kek oldu. İçindeki tereyağdan sanırım daha kıtırlı gibi. Hazır kek tadında...
Mutfağında pek fazla katıyağ kullanmayan biri olarak, bir daha ki sefere sıvıyağ ile denemeyi düşünüyorum. Bakalım aynı lezzeti yakalayabilecek miyim..
Malzemeler
  • 3 yumurta
  • 2 çb tozşeker
  • 150 gr tereyağı
  • 150 gr bitter çikolata
  • 1.5 sb elenmiş un
  • kabartma tozu
  • vanilya
Yapılışı
  • Çikolatayı benmari usulü erittim.
  • Yumurtanın sarılarını ayırıp, aklarını 1 çb şeker ile köpük köpük oluncaya kadar çırptım. Ve bu karışımı başka kaba aldım.
  • Karıştırma kabına bu kez tereyağını ve kalan şekeri ilave ederek iyice karıştırdım.
  • Ardından bu karışıma sırasıyla erimiş çikolata, vanilya, yumurta sarılarını, un ve kabartma tozunu ilave ettim.
  • En son daha önce kenara ayırdığım şeker-yumurta akı karışımını da ilave ederek tahta kaşıkla karıştırıp, tepsiye yaydım.
  • 170 derece fırında 35 dakika kadar pişirdim. Soğuyunca servise hazırdı..

2 Haziran 2009 Salı

havuçlu kek

Sanıyorum internette en çok aranan kek tarifidir...
Issız Adam'dan sonra daha bir popüler olduğu da kesin..
Ama havuçlu kek benim 14 yıldır favori kekim olup, tarafımdan defalarca yapılmıştır. İçindeki malzemenin zenginliğinden midir, yoksa benim elimden mi bilinmez :) garantili bir tariftir benim için. Her yiyende tarifini ister, daha ne diyeyim...
Bu keki ilk kez Ayhan Annemden yemiştim. Ve hemen tarifini almıştım bende. Aslında elmalı havuçlu kek de diyebiliriz. Çünkü bilinen tariflerin aksine elma içerir.

Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1.5 sb şeker
  • 1 sb ince rendelenmiş havuç
  • 1 elma rendesi
  • 1 sb ceviz
  • 1 sb çiçekyağı
  • 2.5 sb un
  • 1 tk tarçın
  • kabartma tozu

Geçtiğimiz cuma bu kek, bir kutlama masasında yerini aldı...İşyerinden bir arkadaşımıza bekarlığa veda kutlaması yaptık. Öyle ki hiç evlenmeyecek gibiydi.. bizi şaşırttı gerçekten.. Eee durum böyle olunca, bu kutlama da kaçınılmaz oldu. Bayanlar bir gece önceden çalışıp, nefis yiyecekler hazırladılar.
Bu tür törenlerden pek de hoşlanmayan damat için, nikah öncesi iyi bir ısınma turu oldu aslında:) Kendisine tekrar mutluluklar diliyorum.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

yalancı sarma


Yalancı Yemekler Etkinliği'ne..

Çocukluğumun en sevdiğim yemeklerinden biri.. Bildiğimiz yaprak sarmadan bile daha çok severdim. Hala da öyle.. Aslında bildiğimiz kısır gibi.. de değil ama:)
  • 2-2.5 su bardağı orta boy bulgur
  • bolca taze nane, maydanoz
  • taze soğan
  • zeytinyağ
  • 1 tatlı kaşığından biraz fazla domates salçası
  • kuru nane, pul biber, tuz
  • asma yaprağı ( taze olacak, salamura değil )
  • nar ekşisi
Kısırdan daha sulu yapılır. Bulguru sıcak suyla kabartıyorum. Çektikçe daha sıcak su koyarak, istediğim kıvamı ayarlıyorum. Yani kısır gibi kuru olmuyor. Bir de kısır genelde köftelik bulgurdan yapılıyor. Bulgur iyice kabarınca, ayrı bir kapta salçayı zeytinyağında iyice eziyorum. Sonrası malum, yeşillikleri ince ince kıyıp diğer bütün malzemelerle birlikte karıştırıyorum.
Özellikle bu mevsimde çok güzel oluyor. Asma yapraklarının yeni çıktığı ve tazecik olduğu dönem. Yaprağın kendine has ekşimsi bir tadı vardır. Yaprakları güzelce yıkıyorum haşlamadan önce. Çünkü haşladıktan sonra, suyundan da koyuyorum 1-2 kaşık bulgurun içine. Çok güzel bir tat veriyor. Sarma işlemi yerken yapılıyor. İlla ki sarma gibi düzgün sarmaya gerek yok. Koyun yaprağın içine, bohça gibi yapın yemeğe hazır:)) Ama isterseniz sarabilirsiniz de..

16 Mayıs 2009 Cumartesi

çilek şanti

Bu akşam oğlum bu mevsimdeki en favori meyvesinden kendine çilek şanti hazırladı. Krem şanti yapımı ve sunum ona ait. Ben sadece çilekleri temizledim.
Çilek gibi kokan çileklerle yapılan şantinin tadı da görüntüsü gibi nefisti...

12 Mayıs 2009 Salı

akhisar köfte

Günlerden çarşamba.. Akhisar'ın pazarı..
Çevre köylerden alışveriş için gelenlerle çarşı çok kalabalık. Esnaf bu durumdan memnun, haftanın en iyi işini yaptıkları günü bugün. Genelde her dükkanın önünde renk renk hortumlar, ham çuval yığınları, sulama aparatları, dükkanın raflarında zirai ilaçlar...
Babam akşamdan 'Yarın çarşamba, okuldan sonra bana yardıma gel!' diyor. Okuldan çıkıp doğru dükkana gidiyorum. Kasanın olduğu masanın arkasına geçiyorum. Babam hemen önüme bir 500 lük atıyor. ' Buradan 365 lira al! ' diyor.
Bu arada paralardaki rakam aralığı nasıldı o zamanlar tam hatırlayamadım!?:))
Hata yapmamalıyım. Para üstünü sayıp, babama veriyorum. Bakıyorum o da bana farkettirmemeye çalışarak kontrol ediyor ve müşteriye veriyor para üstünü. Zamanla açılıyorum, rahatlıyorum. Para üstünü daha kolay hesaplıyorum. Yerimden kalkıp soranlara malları gösteriyorum. Aklımda kaldığınca yada babama sorarak fiyat söylüyor ve bundan keyif almaya başlıyorum. Şimdi düşünüyorum da o zamanlar ben mi babama yardım ediyordum ? :)

Eveet!! Akhisar Köfte bu hikayenin neresinde?
Köfte bu hikayenin yövmiyesinde:)) Eee böyle çalışınca, karşılığında bir porsiyon köfteyi de hakediyordum tabii... Dükkan biraz sakinleyince babam ' söylüyorum köfteni bir mi buçuk mu? ' diyor. Arasta da köfteci çok. Bir üst sokakta Köfteci Destan, Köfteci Ramiz Rasim ve Oğulları.. Yandaki sokakta Dönmezler Köfte; Rahmetli Kemal Amcam :( Hepside babamın yakın arkadaşları, arastanın esnafı... Her seferinde farklı yerden geliyordu köfteler. Hepsi de birbirinden lezzetliydi..
Artık o dükkan yok, babam yıllar evvel emekli oldu. Oğlum ve eşimle birlikte Akhisar'da köfte yemek istediğimiz zaman, özellikle bizim çarşıya gidiyoruz. Değişmeyen beyaz tabaklar, hızlı hızlı hareket eden garsonlar..
Şimdilerde İzmir ve İstanbul'da da karşıma Köfteci Ramiz ve Akhisar Köfte çıkıyor. Onların bu müthiş tadı giderek her yere ulaştırmayı başarmalarını gururla izliyorum. Değişmeyen pidenin ve köftenin tadını her yerde bulabilmek beni çok mutlu ediyor. Ama yine de bizim çarşıda, o küçük dükkanlarda yediklerimin yerini hiçbiri tutmuyor...

Yukarıdaki resmi Köfteci Ramiz sayfasından aldım. www.kofteciramiz.com

30 Nisan 2009 Perşembe

zeytinyağlı enginar


Enginar ile tanışmamız iki yıl öncesine dayanır. Daha önce hiç pişirmemiş, hatta yememiştim bile. Ama Gümüldür'e gidiş gelişlerimiz artınca yol kenarındaki enginar tarlalarını ve satıcılarını farkettik. İlk denemem de başarılı olunca, enginar sevdamız başladı.
Aslında bu yemek bloglarını da o zaman keşfettim. İnternette tarif ararken, bir çok blog çıktı karşıma ve çok sayıda da enginar tarifi.. Bir tane de ben ekliyorum şimdi. Bu da benim mutfağımda pişti..
Bir iki kez farklı şekillerde yapsam da, ilk yaptığım bezelyeli, havuçlu bizim favorimiz oldu. Artık saplarını ve taze yapraklarını da kullanıyorum.
Malzemeler
  • 6 adet enginar
  • limon
  • orta boy kuru soğan
  • küçük boy kavanozda aldığım havuç bezelye patates garnitürü
  • dereotu
Yapılışı
  • En zor kısım enginarları temizlemek. Ama zamanla el çabukluğu kazanılıyor.
  • İşe, içine yarım limon suyu sıktığım su dolu kabı hazırlayarak başladım. Enginarların kararmasını önlemek için soyduktan hemen sonra limonlu suya atmak gerekiyor.
  • Eldiven takmazsanız elleriniz de kararıyor ve can sıkıcı bir hal alıyor:)
  • Kabuklarını tek tek soyup, ortasındaki tüyleri aldım. Alt kısmında ki sert kısımları da soyup limonlu suya attım.
  • Sapların içindeki öz kısmını ve taze yapraklarını da ayırdım.
  • Yok ben bu kadar uğraşamam diyorsanız, pazarda temizletebilir ya da temizlenmiş alabilirsiniz. Ama yaprak ve saplarını kullanamazsınız bu kez.
  • Zeytinyağda hafif kavurduğum soğanın üzerine gözkararı su ilave edip, kalan yarım limonun suyunu sıktım.
  • Su kaynadıktan sonra, limonlu suda bekleyen soyulmuş enginarları yıkayıp tencerenin içine attım.
  • Enginarlar yumuşamaya başlayınca, sudan geçirdiğim garnitürü ve tuzu ilave edip, bir süre daha kısık ateşte pişirdim.
  • Burada da üşenmeyip garnitür yerine taze bezelye havuç patates kullanabilirsiniz.
  • En son dereotuyla servis yaptım.
Sonuç bizim için süperdi...

13 Nisan 2009 Pazartesi

40. yıl


Aynı yastıkta olmasa da, omuz omuza geçmiş bir ömür...
Başlangıçta söylenen iyi ve kötü günlerdeki yaşanmışlıklar...
Kırk yılın sonunda..
anne, baba, kız, oğlan, gelin, damat ve 3 torun.
Aynı masa etrafında, aynı duygularla birbirine gülümseyen gözler...

Bu kez yemek masamızdan mutluluk tarifi veriyorum.
Anne ve Babamın gözlerinde gördüğüm mutluluk..

6 Nisan 2009 Pazartesi

fırında kuzu kol

Haftasonu masamız yine çok zengindi. Masanın üstünden değil, etrafında toplananlardan bahsediyorum...

Uzun zaman sonra babaannemiz ve dedemiz konuk oldu masamıza. Onları özlemiştik. Beraber olmanın keyfini yaşadık. Pazar günü oğlum babaannesinin kolunun altından ayrılmadı..

Akşam yemeği için fırında kuzu kol hazırladım. Yapılışı son derece kolay bir yemek. Bulaşık makinesine girmeyen düdüklü tencereyi yıkamak kesinlikle daha zor... Ben oğlumla ilgilenirken, bu konuyu da annem halletmiş sağolsun.

  • Kuzu etini iyice yıkayıp, az suyla düdüklü tencereye koydum.
  • Kısık ateşte yaklaşık 1 saat pişirdim.
  • Daha sonra fırın tepsisine aldım. Yanlarına 3 adet patatesi, herbirini dörde bölerek sıraladım.
  • Et suyu, 7-8 diş sarımsak, soğan halkaları ve yeşil biber ilave ettim.
  • Üzerine karabiber, tuz ektim.
  • Fırında 250 C de yaklaşık 30 dakika daha pişirip, üzeri kızarınca kapattım.

Ana yemeğimizin yanına pilav, zeytinyağlı patlıcan, brüksel lahanası, soframızdan eksik olmayan yeşil salata, yoğurtlu havuç eşlik etti.

Tatlı olarak da son günlerdeki meşhur tatlımız masadaki yerini aldı. Vedat babamın da çok seveceğini tahmin ettiğim şambali tatlısını yaptım. Yanılmamışım.....

1 Nisan 2009 Çarşamba

ağlayan pasta

Bu bloğu açmam iyi oldu.... diyorum şimdilik..
Uzun zamandır haftaiçi yaşanan koşuşturmalar, dolu geçen haftasonları.. mutfakta daha az vakit geçirir olmuşum...
Fazla zaman almayan pratik ve pratikleştirilmiş yemekler. Tatlı, kek vesaire ayda bir yapılırsa çok iyiydi.

Ee şimdi öyle mi! Artık bir bloğumuz var, sayfayı güncellemek gerek.. Uzun zamandır yapmadığım, hoşuma giden lezzetleri aklımdan geçiriyorum.
Ardından her mutfakta bir tane olan tarif defteri çıkıyor ortaya.
Evlenmeden hemen önce yazmaya başlamıştım defteri.
Ee bana ait bir mutfağım olacaktı artık. Önceleri özenle yazılmaya başlanmış, daha sonra aceleyle karalanan tarifler. Uzun zamandır deftere bile yazmamışım. Ve hatta tarif bile almamışım.
Defterin arasında irili ufaklı bir sürü kağıt parçası... Annemin kalburabastısı, Ayhan annemin havuçlu keki, bilmem kimin böreği..
İşte Ağlayan Pasta'da o kağıtların birinden çıktı. Sevgili Ayşe'den almıştım tarifini. Ve bir ara o kadar sık yapıyordum ki, her yapışımda kağıdın üstüne notlar almışım.

Ununu daha az koy.
Çikolata sosu çok akışkan olmuş sütü 400 ml.ye azalt.

Hafife almayın! Üzerinde çalışılmış bir tarif yani :o)
Ama haksızlık etmek istemem. Tarif sahibininki de süperdi.

Malzemeler
  • 2 yumurta
  • yarım sb mısırözü yağı
  • yarım sb süt
  • yarım sb'dan biraz fazla şeker
  • 1 çk kakao
  • kabartma tozu
  • vanilya
  • 5 yk tepeleme un ( son kaşığı tepelemiyorum:)
  • çikolata sosu ve 400 ml süt
  • krem şanti ve 1 sb süt
  • fırından çıkınca kekin üzerine dökmek için 1 sb süt (bu sütü de biraz daha fazla koyuyorum, keki ıslak olunca daha güzel oluyor.)
  1. Kek kısmı kolay. Çikolata sosu ve krem şanti haricindeki tüm malzemeleri karıştırıp tepsiye döktüm. Hamur oldukça akıcı oluyor. Tepsiyi yağlamaya gerek yok. Üzerine süt döküleceğinden yumuşuyor. Servis ederken çıkarması kolay oluyor.
  2. Kek pişerken çikolata sosunu ve krem şantiyi hazırlayıp soğuttum.
  3. Keki fırından çıkarınca, 1,5 sb kadar sütü üzerine döktüm.
  4. Soğuyunca önce krem şantiyi yayıp, üzerine çikolata sosu.
Pasta kesilirken çikolata sosu aktığı için de ağlayan pasta demişler sanırım.
Mutfaktaki faaliyetlerden eşim çok memnun. Kilo problemi yok nasılsa. Ama ben :(( Kış sona ermiş. Havalar ısınıyor... Ne gerek var şimdi her akşam ekstra 500 kalori almaya !!!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...