20 Şubat 2010 Cumartesi

mozaik pasta


Çocukluğumun tadı.. Şimdi de oğlum çok seviyor ve eşim..
Akşam saat 9-10 olunca mutfakta keşfe çıkılıyor. Buzdolabındaki mozaik pasta onları herzaman mutlu ediyor :)
Bazı tariflerde yumurta, margarin veya tereyağ da var. Benim ki annemden öğrendiğim gibi...
Malzemeler:
  • 450 gr pötibör bisküvi
  • 3 çaybardağı süt
  • 2 çaybardağı pudra şekeri (toz şeker de olabilir)
  • 1 çaybardağı damla çikolata (arzunuza göre azaltabilirsiniz)
  • 1 çaybardağı ceviz
  • 2 çorba kaşığı kakao
  • portakal kabuğu rendesi
  • istenirse antep fıstığı
Yapılışı:
  • Genişçe bir kaba bisküvileri kırarak koyun.
  • Başka bir kaseye sütü ve şekeri koyun. Toz şeker kullanıyorsanız, erimesi için iyice karıştırmanız gerekiyor.
  • Kakaoyu ilave ederek, bisküvilerin üzerine karışını dökün.
  • Ceviz, damla çikolata, portakal kabuğu rendesi ilave edin.
  • Bu kez evde o anda portakal bulamadığım için ben koymadım. Ama çok yakışıyor. Aynı zamanda kabuğu soyulmuş antep fıstıkları da dilimlendiğinde yeşil yeşil çok hoş görünüyor.
  • İyice karıştırıp, bir torbayı keserek içine koyun. Streç film yada alüminyum folyo da olur. Fakat buzdolabı poşeti daha sağlam oluyor.
  • Dondurucuda 1 saat bekletin.

Geçenlerde fotoğrafta gördüğünüz peçeteler elime geçti. Rahmetli anneannemin daha ben küçük bir kızken benim için yaptığı rengarenk peçetelerdi bunlar. O zamanlar hatırlıyorum; evde çaya misafir geldiğinde tabaklardan önce bu peçeteler verilirdi misafirlere :)
Ne yazık ki hiç kullanılma şansı olmayan bu güzel örtüler yıllardır çekmecede duruyordu. Elime geçince özlemle anneannemi anımsadım. Mineciğimin yaptığı gibi, bloğumda kullanmanın çok iyi bir fikir olduğunu düşündüm.
Canım anneannecim.. Seni çok özledim..

18 Şubat 2010 Perşembe

fırında sütlü patates

Bu aralar iyi alıştım hazıra konmaya...
Kendi mutfağıma girmeye vakit bulamayınca, girdiğim mutfaklardaki güzellikleri kaçırmıyorum doğal olarak. Elimde fotoğraf makinesi hemen alıveriyorum 1-2 kare :) Aslında bloğumu açarken yemek masaları olarak düşünmüştüm temayı. Benim hazırladığım ve davet edildiğim yemek masalarını tarifleriyle paylaşmak...
Sonra baktım yemek masasını dört dörtlük hazırlamak için zaman lazım, ee o da ben de yok. O zaman masalardaki tabakları zoom-ladım :))

Yine çok sevdiğim bir tarif.. zaten sevmediğim hiçbir şeyi yayınlamam bloğumda..
Henüz kendim yapmayı denemediysem de, Sevgili Şirvancığımın elinden çok kereler yedim. Yapılışına yardım ettim:))
Malzemeler:
  • 1 kg patates
  • 1 su bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ
  • tuz, pul biber
  • kaşar

Yapılışı:

  • Patatesleri haşlayın. Soyup, ardından ezin.
  • Süt ve tereyağ ilave ederek, iyice ezerek karıştırın.
  • 200 C 'de fırınlayın.
  • Üzeri kızarmaya yakın üzerine kaşar ve pul biber ilavesi yapıp biraz daha fırınlayın.
  • Kaşar miktarı çok fazla olmazsa, daha güzel oluyor.
  • Ayrıca kaşar çok kızarınca, çabuk sertleştiğinden fazla kızartmayın.

Kolay ve de lezzetli bir ara sıcak.. Püreye de alternatif..

16 Şubat 2010 Salı

ciğer sarma (darp)


Total kollestrol olmuş 254. Koyduğum yemeğe bakın..
Ama çok güzeel.. En son iznimi kullandığımda yine annemde yemiştim ciğer sarmasını.. Neyse ki o zaman kollestrolümün yükseldiğinin farkında değildim de, vicdan azabı çekmedim yerken :) Zaten yılda bir kez pişer bizim evde. Kurban Bayramından sonra.. Annem ben çok sevdiğim için dondurucu da saklar darbı, ben Akhisar'a gittiğimde hemen çıkarıp yapar.
Bu yemeği herkesin bildiğini sanmıyorum. Ama hangi yöreye aittir onu da bilmiyorum. Unutulmaması gereken bir lezzet olduğunu düşünüyorum sadece..



Malzemeler:

  • 1 kuzu ciğeri
  • 1 kuzu gömleği
  • 1.5 sb pirinç
  • 2 adet taze soğan
  • 1/3 çay bardağı çiçekyağ
  • 1.5 sb sıcak su
  • tuz, karabiber

Yapılışı:
  • Önce pirinçleri kabarmaları için suya koyuyoruz.
  • Ardından ciğeri küçük küçük kesip, yağda kavurmaya başlıyoruz.
  • Taze soğanları doğruyoruz.
  • Pirinci yıkayıp, süzüp soğanlarla beraber ciğerlere ilave ediyoruz.
  • Tuz, karabiberini koyuyoruz.
  • Üzerine yaklaşık 1.5 sb sıcak suyu ilave ediyoruz. 10 dak. pişiriyoruz.
  • Kuzu gömleğini yıkayıp, yumuşaması için ılık su da biraz bekletiyoruz. Sıcak olmasın..
  • Yumuşayan gömleği yayarak, içine pilavı koyuyoruz.
  • İstenirse tek kişilik küçük yapılabilir. Küçük yaparsanız gömleği sardıktan sonra ters çevirip herbirini tepsiye sıralayın.
  • Eğer büyük yapacaksanız daha bol içli, annem gibi dikmeniz gerekiyor.
  • 200 C'de fırında üstü çıtır çıtır kızarıncaya kadar pişirin.
Ben sarmadaki gömleği yani yağı yemiyorum. Ama bu yağ sayesinde lezzet kazanan ciğerli pilav nefis.. Çıtır çıtır kızarmış yağa hayır diyemiyorsanız, size afiyet olsun.

15 Şubat 2010 Pazartesi

ıspanak kökü salatası

Ispanağın yaprağından daha çok seviyorum kökünü..
Ispanak yemeği yaparken, köklerini ayırıyorum mutlaka. Onları hemen az suda haşlayıp, bekletmeden zeytinyağ ve limonla tatlandırıyorum.
Aslında sadece ıspanak da değil, tüm sebze salatalarını mümkün olduğunca servise yakın haşlayıp hazırlıyorum. Bu şekilde hem daha lezzetli oluyor, hem de vitamin değerlerini kaybetmiyor.
Denemenizi öneririm.

14 Şubat 2010 Pazar

kıymalı börek

Buğday çorbasında takıldın diyor arkadaşlar :) Mutfağa giremediğim gibi, elimdeki tarifleri de yayınlamaya vakit bulamadım yine..

Bir anne tarifi daha.. Babam çok sever bu böreği. Yapılışı kolay olup, çok da lezzetlidir..

Malzemeler:
  • 1 kg yufka
  • 1/2 kg kıyma
  • 2 adet domates
  • 2 adet biber
  • zeytinyağ
  • tuz, karabiber

Yapılışı:
  • Böreğin içini hazırlamak için önce tavaya zeytinyağını koyun, kıymayı ilave ederek kavurmaya başlayın.
  • Kıyma rengini değiştirip biraz kavrulunca, domates ve biberini ilave edin.
  • Tuz, karabiber arzunuza göre pul biber de koyarak, 2-3 dakika kadar daha kavurun.
  • 2 adet yufkayı tepsiye yayın. Harçtan bir miktar üzerine yayın.
  • Aralara ayrı bir kasede karıştırdığınız su ve zeytinyağ karışımını sürün.
  • Kıymalı harcı iki yufkada bir döşeyin.
  • Böreğin en üstüne, su ve zeytinyağa yarım kaşık kadar yoğurt karıştırıp sürün.
180 C 'de 20-30 dakika üzeri kızarana dek pişirin.

3 Şubat 2010 Çarşamba

buğday çorbası

Minecim senin için...
Bloğumun ilk yazısı olan yemek masaları 'nda annemin buğday çorbasıyla yapmıştım açılışı..
İlk yazımda tarif vermemiştim, ama o gün masamızdaki lezzetleri ve sevgileri paylaşmıştım.
Neredeyse bir yıl olacak.. Mine'ye olan Buğday Çorbası Tarifi sözümü daha yeni yerine getirebiliyorum..
Aslında arkadaşıma tarif vermeye bile gerek yok. O bu çorbayı kendi yaratıcılığı ve tecrübeleriyle de süper yapacak, Mis Kokulu Lezzetler'ine katacaktır..

Malzemeler:
  • 1 sb aşurelik buğday
  • 3-4 sb su
  • 3 sb etsuyu ve içine koymak için isteğinize göre kuzu eti
  • tereyağ, pul biber, tuz
Yapılışı:
  • Buğdayı akşamdan yıkayıp, biraz kaynatıyoruz. Sabaha kadar beklemeye alıyoruz.
  • Sabah tekrar ocağa alıp, iyice pişiriyoruz. Mikserle çırpıyoruz.
  • Eti ayrı yerde pişirip, suyunu buğdayın üzerine ilave ediyoruz. Ve pişirmeye devam ediyoruz. Çorbanın kıvamını isteğinize göre, et suyu ilavesi ile ayarlayın.
  • İyice pişince tahta kaşıkla iyice ezerek karıştırıyoruz.
  • Daha önce suyunu kullandığımız pişen etleri küçük doğrayıp, çorbaya ilave ediyoruz.
  • Etin yağı olduğundan, içine ilave yağa gerek yok.
  • Üzerine kızdırılmış tereyağ ve pul biber ile servis ediyoruz.

Bu çorbaya yoğurt ve yumurta ile terbiye de yapılıyormuş. Ama annem bu şekli ile yapıyor. Buğdayın yoğun tadı ile et suyu birleşince nefis bir tat ortaya çıkıyor..

30 Ocak 2010 Cumartesi

aşure

ANNEMİN MUTFAĞINDANBu hafta yıllık izin kullandım...
Uzun zamandır bloğuma da vakit ayıramadım. Bu hafta bekleyen tariflerimi ve fotoğraflarımı yayınlamayı düşünüyordum. Ama bir hafta geçmesine rağmen, yine oturamadım bilgisayarın başına...
İznimin 2 gününü ailemle geçirmek istedim. Zorlu bir Uludağ yolculuğu dönüşünde oğlumla beraber Akhisar'da kaldık. Sabah iyice dinlenmiş olarak kalktığımda, mutfaktan miss gibi tarçın ve aşure kokusu geliyordu. Bana özel:))
Kahvaltı sonrasında, kahve keyfinden önce oturup bu güzel aşureyi yedim.
Hımmm, nefiiiss...

Malzemeler:

  • 2 su bardağı aşurelik buğday
  • 4-5 su bardağı su (2 kez)
  • 1/2 su bardağı nohut
  • 1/2 su bardağı fasulye
  • 1 kg şeker
  • kuru üzüm
  • kuş üzümü
  • elma
  • portakal kabuğu rendesi
  • karanfil
  • tuzsuz fıstık, ceviz, badem, susam, çam fıstığı, tarçın, nar, kuru kayısı
Bu liste arzunuza ağız tadınıza göre değişebilir veya uzayabilir. (mercimek, incir, pirinç, vs.) Ama malzeme arttıkça şekerin tadını ve kıvamını kontrol etmeniz, gerekiyorsa şeker veya sıcak suyu arttımanız gerekebilir.



Yapılışı:
  • Buğdayı akşamdan güzelce yıkayıp, 4-5 bardak su ile biraz kaynatıyoruz. Sabaha kadar tencerede bekletiyoruz.
  • Sabah suyunu çekmiş olan buğdaya yine yaklaşık 4-5 bardak sıcak su ilave ederek iyice pişiriyoruz.
  • Yine akşamdan kabartılan nohut ve fasulyeyi, sabah ayrı ayrı tencerelerde pişiriyoruz.
  • Buğdaya önce şekeri ilave ediyoruz. Ardından pişen nohut ve fasulyeleri, istediğiniz kadar da (1 avuç gibi) kuru üzüm ekliyoruz. Ve 5-10 dakika daha kaynatıyoruz.
  • Daha sonra ocağı kapatıp aşure daha sıcakken küçük küçük doğradığımız elmaları ve portakal kabuğunu ilave ediyoruz.
  • Kaselere alıp, istediğimiz gibi süslüyoruz.
Aşure yerken oğlum, aşurenin hikayesini bilip bilmediğimi sordu. Ve anlatmaya başladı. Sosyal Bilgiler öğretmeni anlatmış..
-Nuh'un gemisinin son günlerinde, ellerindeki yiyecekler giderek azalmış ve ayrı ayrı kimseye yetmeyecek kadar bakliyat ve kuruyemişler kalmış sadece. Birisi de bunların hepsini karıştırarak yemek yapabiliriz demiş. Ve buradan aşure çıkmış...
Bilmiyordum !.... :)

19 Ocak 2010 Salı

ayvalı portakallı kereviz

KEREVİZLİ AYVA ve PORTAKAL:)
Az önce babam telefon etti. Ne yaptığımı sordu. Ben de Ayvalı Portakallı Kereviz pişirdiğimi ve fotoğrafları bilgisayara yüklediğimi söyledim. Karşılık şu;
-Ayvayı, portakalı anladık da, o kerevizin orda işi ne ?
Aslında kerevize portakal ve ayva koymama tepki vereceğini düşünmüştüm babişkomun. Yine ince espri anlayışıyla güldürdü beni. Canım babam....

Malzemeler:
  • 3 orta boy kereviz
  • 1 küçük patates
  • 1 orta boy soğan
  • 1 orta boy ayva
  • 1 limon suyu
  • 2 portakal suyu
  • zeytinyağı
  • tuz

Yapılışı:

  • Önce kereviz, patates ve ayvayı küçük küçük aynı boyda doğrayıp, kararmaması için limonlu suya attım.
  • Yine küçük küçük doğradığım soğanları zeytinyağında pembeleştirdim.
  • Doğranmış sebze ve meyveleri, tencereye ilave ettim.
  • Bir süre arasıra karıştırarak pişirmeye devam ettim.
  • Daha sonra 2 portakal ve yarım limonun suyunu ilave ettim.
  • Tuzunu da atıp, içindekiler yumuşayıncaya kadar pişirdim.
  • Ocaktan aldıktan sonra, üzerine biraz daha zeytinyağ gezdirdim.
Portakallısını çok yaptım ama, ayvalısını ilk kez denedim. Ayvayı her şekilde çok seven ben, kerevizin içinde de severek yedim :)

14 Ocak 2010 Perşembe

beşamel soslu karnabahar

Kıymalı karnabaharı hafta içi ana yemeği olarak yapıyorum..
Bizim evde sebze ve kuru bakliyat sadece hafta içi pişiyor:) Tabii haftasonu ana yemeğin yanına yapılan haşlanmış otlar, fırınlanmış patatesler ya da sotelenmiş bezelye yada mantarlar hariç...
Sebebine gelince; birincisi bakliyat ya da sebze yemeği bizim 3 kişilik ailemizde genelde 2 gün yeniyor. Yemeklerin miktarını ayarlarken de mümkün olduğunca az tutmaya çalışıyorum. Yemeği günlük yemeği tercih etsem de, tencere kaynadı mı 2 günlük oluyor. 3. güne asla kalmamalı.. Böyle olunca sebze ve bakliyatlar hareketli geçen haftasonları için riskli bir yemek oluyor. Bir gece evdeysek, ertesi gün ya arkadaşlarda ya ailelerimizle ya da dışarıda oluyoruz. Böyle olunca birgün önce pişen yemekler buzdolabında kalıyor...
İkincisi haftasonu eğer evdeysek, genelde balık yapmayı tercih ediyorum. Ya da kırmızı et seven eşimi ve ya tavuk seven oğlumu mutlu etmek istiyorum. Mutfakta geçirecek daha çok vaktim olduğundan, değişik lezzetleri ve denemeleri de haftasonuna bırakıyorum.
Vereceğim tarifin bu anlattıklarımla hiçbir ilgisi yok tabii..
Beşamel soslu karnabahar aslında bir ara sıcak gibi.. Yani misafirlerime öyle ikram ediyorum. Ama bizim için yine yanında salata ile şahane bir ana yemek.
Karnabaharı en çok bu halinle seviyorum. Kızartmasının da güzel olduğunu söylüyorlar ama onu hiç denemedim. Zaten kızartma denince bir duruyorum...
Malzemeler:
  • küçük boy karnabahar
  • 500 ml süt
  • tereyağ
  • 3 yk un
  • tuz
  • tulum peyniri
  • 1 çb su
Yapılışı:
  • Karnabaharı az suyla biraz dirice kalacak şekilde haşlıyorum.
  • Fırın tepsisine diziyorum.
  • Tereyağı tavada eritip, fazla kızdırmadan ununu ilave edip, kavuruyorum.
  • Üzerine yavaş yavaş sıcak sütü ilave ediyorum. (Sıcak süt ilave edince topaklanmıyor.)
  • Su miktarını verdim ama, göz kararı ayarlıyorum kıvamını. Sulu bir muhallebi kıvamında olmalı.
  • Daha sonra tuzunu da ilave edip, biraz daha pişirdikten sonra, sosu karnabaharların üzerine döküyorum.
  • Üzerine de az miktarda tulum peyniri rendesi koyuyorum. Kaşar da olabilir ama ben tulum peynirini seviyorum bu yemekte. Ve yine çok abartmıyorum. Peynir karnabaharın tadını bozmamalı.
  • 180 C fırında üzeri kızarana dek pişiriyorum..

Aynı tarifi karnabahar yerine ıspanak kullanarak da yapabilirsiniz. Bu kez ıspanakları çiğden koymak gerekiyor.

9 Ocak 2010 Cumartesi

kabak tatlısı

Biraz geç de olsa, kabak tatlısıyla merhaba demek istedim yeni yıla...
Bu güzel tatlı, eskiden yılbaşı tatlısıydı bizim evde. Her yılbaşında mutlaka masamızı süslerdi. Sonradan daha çok rağbet gören pasta aldı yerini...
Evin erkekleri pek sevmese de, biz annemle her zaman severek yerdik.
Öncesinde annem kabağı kesip, tatlıyı hazırlarken ben kabağın çekirdeklerini yemeye bayılırdım. Şimdilerde pazarlarda dilimlenmiş kabak bulmak ve istediğimiz kadar almak mümkün.

Malzemeler:

  • 2 kg dilimlenmiş kabak
  • 2 sb şeker (çok tatlı seviyorsanız arttırın)
  • ceviz

Yapılışı:

  • Kabakları yıkayıp, dilimleyip yayvan bir tencereye sıraladım.
  • Üzerine şekeri döküp, kısık ateşte kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirdim.

Bu kadar.. Yapılışı basit ve sadece iki malzemeyle ortaya çıkan nefis bir tatlı...

2010 yılından ben de kendim ve tüm sevdiklerim için sağlık, huzur, mutluluk ve başarı bekliyorum. Ve.....

Memleket isterim,

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim,

Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim,

Ne zengin ne fakir ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim,

Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikayet ölümden olsun.

CAHİT SITKI TARANCI

Yarınımız, bugünümüzden güzel olsun.....

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...