6 Ağustos 2010 Cuma

güveç


Tatilde bloğuma zaman ayıracaktım..
Kendime bir kahve yapıp, flash belleğimde ki fotolara bakmaya karar verdim..
Ahh.. babacığımın hazırladığı güveci bile yayınlamamışım daha..
Tepesine dikilip, nasıl da güzel resimlemişim halbuki..

Güveç yapmanın sırrı öncelikle et seçiminde.. Babamın kasabında hazırlattığı etleri görünce, İzmir'de marketlerden aldığım etler geldi gözümün önüne..
İlk evlendiğimiz yıllarda oturduğumuz  evin arkasında, Bornovalılar bilir Küçükpark, bir kasabımız vardı. Çok memnunduk etlerinden.. Daha sonra oradan taşınınca bir daha kasaptan alışveriş etmez olduk. Şimdi oturduğumuz yerde 3 tane bilinen büyük market olunca gerek mi görmedik...


Malzemeler:
  • 1,5 kg kuzu eti
  • 2 adet soğan
  • 4-5 adet biber
  • 3-4 adet domates
  • 1 baş sarımsak


Yapılışı:
  • Önce bir sıra et koyup, üzerine biberleri ve sarımsakları ilave etti.
  • Tekrar etler ve üzerine yine biber, sarımsak ve domatesleri sıraladı.
  • En üste dilim dilim soğanları ve domatesleri koydu.
  • Tuz ve karabiber ilave etti.
  • Üzerine alüminyum folyo ile kapatıp, yakındaki fırına götürdü.

Fırından geldiğinde güvecin kendine has mis kokusu iyice karnımızı acıktırmıştı. Nadiren de olsa, beylerin mutfağa girmesi keyif veriyor...
Ama fazlası mutfağın düzeni açısından bayanlara daha yorucu olabiliyor..


Ellerine sağlık babişkom..



4 Ağustos 2010 Çarşamba

tatil ve krep mantı

Bu hafta yıllık iznimi kullandım. Yazlıktayım..
Ama bir tuhafım..
Belli bir tempoya alışınca, günler birbirine çok benzer şekilde akarken mola verip yazlıkta tatil yapmaya çalışmak bana daha mı yorucu geliyor ne:))
İyi bir hafta geçirmeliyim stresi.. Daha neler değil mi..

-Günlerimi iyi değerlendirmeliyim, dinlenmeliyim...
Düşünme şimdi işi gücü...
Ama çarşamba olmuş bile.. günde 3 öğün yemek hazırla.. 2 kez denize git gel.. ortalığı toparla.. eyvah tatil bitiyor...
Bana da yaranılmıyor :)

Tatilimin üçte biri mutfak bankosunun önünde geçince, hergün ne pişirsem diye düşünüyorum. Aklıma üniversite yıllarında ev arkadaşım, can dostumla uydurduğumuz bir yemek geliyor.
Krep Mantı.. daha yaratıcı bir isim bulamadım şimdi..

Krebi her zaman gibi hazırladım, 1 yumurta, 500 ml süt ve göz kararı un ile. Yaklaşık 10 adet orta boyda krebi pişirirken, bir taraftan da domates ve soğan ile kıymayı kavurdum. Üzerine dökmek için sarımsaklı yoğurdu ve hafifce kavrulmuş pul biberli zeytinyağını hazırladım. Yanına da patlıcan salatası..
Evdeki beyler beğendiler..

Akşama da mangalda balık var, yanına bir salata tamam.
Peki yarın öğlene ne pişirsem...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

ne güzeldi...

Kucağıma aldığım ilk andan, bugüne kadar ki sürede çekilmiş en güzel fotoğraflar slaytta akmaya başladı..
Sanki günlerce oluşturmaya uğraşmamış ve ilk defa görüyormuşum gibi heyecanla seyrediyorum..
Her bir fotoğrafla o güne gidiyorum..
Nasıl da büyüdü diye aklımdan geçiriyor, yine şaşırıyorum..
Gururlanıyorum...
Derken slayt bitiyor...


Oğlum atv'nin üstünde sahneye geliyor...
Babasıyla karşı karşıya.. başlıyorlar harmandalı oynamaya..
İşte benim oynamayan küçük aşkım, kendi sünnet düğününde oynuyor...
İçim titreyerek izliyorum onları...
Benim için düğünün en duygusal, en keyif veren, en 'iyi ki yaptık' dediğim anı..
Ardından benimle yaptığı dans ise hazların en güzeli...

İşte bloğumdan uzun zaman ayrı kalmamın sebeplerinden biri buydu.. Sadece düğün hazırlıkları değil, yoğun iş temposundan dolayı da zaman ayıramadım.
Yemek resimleri de birikti aslında.. Yazıları ve yayınlanmayı bekliyorlar..

Ama özledim.. bloğumu... mutfağımı... sizleri...

12 Mayıs 2010 Çarşamba

kabak kavurması

Narincemin KaBaK tAdI Etkinliğine...

Yaz gelince severek yediğimiz bir sebzedir kabak...
Daha çok fırında yaparım kabağı.. Bazen de böyle kavurmasını, bol sarımsaklı yoğurtla..

Malzemeler:
  • 1 kg kabak
  • 1 adet kuru soğan
  • 3-4 adet domates
  • 1 küçük fincan kadar zeytinyağ
  • tuz, kırmızı biber
  • kuru nane
Yapılışı:
  • Kabakların kabuklarını soyup küçük küçük doğrayın.
  • Tencereye yağı, doğranmış soğanları ve kabakları koyun, karıştırıp kapağını kapatın.
  • Daha sonra kabukları soyulup, doğranmış domatesleri ilave edin.
  • Yarım su bardağı kadar sıcak su ilave edin.
  • Ara sıra karıştırarak kısık ateşte pişirin. Baharatlarını ilave edin.
Yine çok kolay bir tarif.. Yaza yakışan sağlıklı, hafif bir lezzet..


29 Nisan 2010 Perşembe

enginar dolması

MİDYE DOLMA GİBİ..
İlk kez yaptım.. Şu enginardaki yaprak sıyırma olayını sevdim ben. Arasına bol limonlu pirinç de girince, Sevil Abla'nın dediği gibi midye dolma gibi oldu hakikaten..

Malzemeler:
  • 4 orta boy enginar
  • 1 su bardağı pirinç
  • 2 adet taze soğan
  • 1 demet dere otu
  • tuz
  • 1 limon
  • zeytinyağı

Yapılışı:
  • 1 su bardağı pirinci kabarttım.
  • Enginarların dış yapraklarını, beyazlar kısımları ortaya çıkana kadar attım.
  • Enginarları tersinden bankoya vurarak, yapraklarını açmaya çalıştım.
  • İyice yıkadım. Tüylerini almadım ortasından. En içteki küçücük yapraklar onları kapatıyor.
  • Kabarttığım pirince 1/2 limon suyu, doğranmış bol dereotu ve taze soğanları  ilave ettim.
  • Tuz ve az karabiber koydum.
  • Enginarların yaprakları arasına bu karışımı koyup, yayvan bir tencereye sıraladım.
  • 1,5- 2 bardak kadar sıcak su ilave ettim. (Enginarı diğer sebze yemekleri aksine bol suyla yapıyorum.)
  • Üzerine 1/2 limon suyunu da (hatta fazlasını) ekleyip, ocağa koydum.
  • Arada suyunu pirincin üzerine dökerek pişirdim.

Yenilişi:


  • Eğer pirinçler pişmezse deyip çok pişirdeyseniz, enginarı dikkatlice tabağınıza alın. Zira yaprakları ayrılabiliyor:))
  • Suyundan da almayı unutmayın.
  • Yapraklarını pirinçlerle bir sıyırarak yiyin.
  • Yapraklar bitince....
  • Ortaya hazine çıkıyor. Kalan en küçük yaprakları da alın hatta yiyin..
  • Tüylü kısmı ayırıp, kalbe ulaşın..
  • Afiyet olsun...

20 Nisan 2010 Salı

az yağda hamsi

Ümit Abla balıkları unutmadım ..
Unutur muyum .. Üstelik tadı da damağımda ..

Balıkları yağda kızartacağız sanmıştım .. Bol yağda ..
Ümit Abla tavaya cok az yağ koydu. Hamsileri fotoğraftaki gibi sıraladı ..
Bir tarafları pişince düz bir tabak yardımı ile ters çevirdi ..
Aaa ne kadar kolay ve hafif .. Sevdim bu işi ..
Hemen fotograf makinesiyle 15 dakika önce tanıştığım Ümit Ablanın tepesine dikildim ..


Yeşim'in mutfağında tanıştık bu güzel insanla ...
Sevgili Arkadaşım, hemen pişirmesi için balıkları tutuşturdu komşusunun eline .. Bana 'hadi irmik tatlısı yapalım' deyip, malzemeleri önüme koyduğu gibi:))

Olmaz ki .. misafir bu kadar da çalıştırılmaz ki ..

16 Nisan 2010 Cuma

deniz börülcesi


Nefis bir tat..
Sanırım daha çok Egelilerin bildiği bir lezzet.. Şimdi de tam zamanı..
Denizde değil, ama deniz sularının gelgit yaptığı yerlerde yetişiyormuş. O yüzden tuzlu.. Ama sonbahara kadar rengi kırmızıya döner ve içerdiği tuz oranı artarmış. 

Hazırlanışı:
  • Zaten tuzlu olduğundan, haşlarken suyuna tuz konulmuyor.
  • Yumuşayıncaya kadar haşlayın.
  • Yumuşayınca sudan alıp, soğuk suyun içine atın ki yeşil kalsın rengi.
  • Kılçıkları var bu bitkinin. Haşladıktan sonra onları sıyırarak alın.
  • Daha sonra sarımsak, limon ve zeytinyağ ile hazırladığınız sosu üzerine dökün..

Ben sarımsaklı yoğurtlusunu da yapıyorum. O da çok nefis oluyor..
Süper bir mezedir kendileri..

13 Nisan 2010 Salı

bahar salatası


FAVORİ SALATAM..
Semizotu tezgahlarda görünmeye başlayınca  marulu bırakıp, bu güzelleri taşırım masama.
Bol roka, nane ve taze soğan eşlik eder semizotuna.
Bunlara hiç bıçak değdirmem..
Hepsini elimle bölerim..
Maydanoz da ilave ederim ama çok değil 1-2 dal..
1 tane taze soğanı ve 1 salatalığı da doğrayıp eklerim üstüne..
Fazla yormadan bu güzelleri  alt üst ederim nazikçe.. Tazelikleri, görüntüleri bozulmasın, topraktaki kadar diri kalsınlar isterim :)
Sonra sosuna sıra gelir..
Limon ve zeytinyağını, nar ekşisiyle buluşturum..
Bana göre bu salatada ki başrol oyuncuları nane ve nar ekşisi..
Süper tadı onlardan alır..
Üstüne  2-3 siyah zeytin attım mı, bu müthiş tablo ortaya çıkar...
Bu aralar akşamları her yemeğin yanında bu güzel salata var bizde..
Buyrun, bekleriz...


11 Nisan 2010 Pazar

iç baklalı enginar

Hiçbir yemeği bu kadar 'hımm.. harika.. nefis.. ' diye yemiyoruzdur..
Hergün yapsam itiraz etmeyiz sanırım.  Mevsimi geçmeden doya doya yemek için, pazarda, markette, manavda gözüm hep onlarda... 
Bezelyelisi, sadesi, baklalısını yapıyorum sıradan. Dolması da çok güzel oluyormuş. Hiç yemedim ama meraktayım..

Malzemeler:

  • 5-6 adet enginar
  • 1 kg kabuklu iç bakla
  • 1 orta boy soğan
  • 3-4 dal dereotu
  • 1 adet limon
  • tuz
  • zeytinyağ

Yapılışı:
  • Temizlemeye elim iyice alıştı artık. Temizlenmesini daha önce zeytinyağlı enginar yazımda bahsetmiştim.
  • Enginarların dış yapraklarını soydum, uçlarını ve saplarını kestim, dörde bölerek içindeki tüyleri temizleyip limonlu suya attım.
  • Baklaların önce dış kabuklarını temizledim. İç baklayı Gümüldür'den aldığımda, köylü teyzeler 'hadi kızım sen dolaş biz temizleyiverelim..' derlerdi. Pek hoşuma giderdi bu teklif, bu kez iş başa düştü.
  • Daha sonra iç kabuklarını da temizledim. İsterseniz çizip, sıcak suya attığınızda baklalar açılır hemen. Kabuğu ayırması kolay olur. Ama ben sıcak suya koymadan temizledim bu kez..
  • Daha sonra iri iri doğradım soğanları ve zeytinyağında biraz kavurdum.
  • Sıcak suyu ilave ederek, üzerine 1 limonun suyunu ekledim. Miktar fazla olduğundan ve limonu bu yemeğe çok yakıştırdığımdan, 1 limonun tamamını koyuyorum. Hatta yerken de tabağımda bir daha koyuyorum:)
  • Enginarları yıkayıp, kaynayayn suya attım.
  • Baklalar çok çabuk piştiğinden, 10-15 dakika sonra onları ilave ettim.
  • Bir 10-15 dakika sonra tuzunu ilave edip, altını kapattım. 


Bu bahar yemeğinin yanına, bahar gibi bir salata yakıştı doğrusu..

2 Nisan 2010 Cuma

kağıtta köfte-manisa



Baktım bloglara bahar gelmiş, her yer çiçek açmış. Blog camiası bahardan, çiçekten, börtü böcekten bahsediyor. Ben de eksik kalmadım tabii. Oğlumun haftasonu çektiği çiçek resimlerini koyuverdim hemen..



Manisa Organize'ye çok sık gidiyorum iş için. Organize Bölgesinin yanında ki Sanayi Sitesinde bir köfteci keşfettim. Ali Baba Kağıtta Köfte. Çok beğenmiştim  gittiğimde, hem köfteyi hem de ortamı... Küçük, kendi halinde ama hoş bir yer. Epeyce de kalabalık oluyor. Beğeniliyor demek ki.. Geçtiğimiz cumartesi günü öğle vakti Akhisar'a giderken, karnı acıkan beyler için iyi bir seçim olabileceğini düşündüm. Bu çiçek resimleri de orada çekildi.


Gelelim kağıtta köfteye.. Bu köftenin tek özelliği servisin tabakta değil de kağıtta yapılması. Ama tabii köftenin tadı da çok güzeldi. Yanında domates, közlenmiş biber, soğan ve yeşilliklerle servis ediliyor. Bunlar ne kadar da yakışıyor köfteye.. köfte, yanındaki bu güzellerle köfte oluyor bence..  Ortaya da dilimlenmiş bir bütün ekmek geldi çıtır çıtır.. Ben bir ayran söyledim, baba-oğul her zaman ki gibi cam şişede kola istediler. Keyifle yedik kağıtta köftelerimizi.. Ha unutmadan kokoreci de pek meşhur buranın. Onun da tadına baktık tabii...

İşte şimdi  bahar, güneş ve canlanan doğa çarpıyor ya herkesi.. ben de o gün çarpıldım...Havanın güzelliği, kısa bir yolculuk hali, değişik lezzetler çarptı beni.. Canım şöyle yollara düşüp, istediğimiz yerde durup, farklı yerlerin farklı tadlarını alabileceğimiz küçük bir tatil istedi. Küçükken babamla yaptığım gibi laleler toplamak istedim yol kenarlarından.
Sonra kendime geldim.. 

-Önünde anlamsız, tekrar eden, yüklü bir program var şimdi. Ya da kendi içinde anlamı olan..bilemedim işte.. Sonraya sakla iştahını..
-Ama bahar çabuk biter buralarda.. kavurucu sıcaklar gelir hemen..
-Öyleyse piknik yapmalı eskisi gibi, ya da bir Kordon sefası.. Çıkarılmalı bu baharın tadı..

İyi Tatiller..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...