29 Kasım 2009 Pazar

kavurma

BAYRAM SEVİNCİ
Bayram sabahı evin beyleri camiden gelince, ilk önce bayramlaşma merasimi yaparız. Önce annemle babam bayramlaşırlar ve annem babamın yanına geçer. Ardından eşim evin 3. büyüğü olarak, babam ve annemle bayramlaşarak, annemin yanına geçer. Böylelikle yaş sırasına göre dizilerek herkes birbiriyle bayramlaşmış olur. Zincirin son halkası henüz yürüyemediği için o annesinin kucağında dolaşır:))
Bayramlaşmanın ardından beyler hemen kıyafet değiştirerek bahçeye inerler. Etler parçalanıp bahçe mutfağına gelmeye başlayınca, annemin telaşla yaptığı ilk iştir bu kavurmayı yapmak. Kısık ateşte ve kendi yağında yavaş yavaş kavurur kurban etini. Bir buçuk saati geçer pişmesi.
Bizde Kurban Bayramı sabahı kahvaltı yapılmaz. Kavurma pişince yanında salata ve yoğurt ile beraber bu lezzetli kavurma yenir. Herhalde başka hiçbir sabah saat 10 da oturup böyle yağlı bir kavurma yemezsiniz. Ama bu bayram sabahında yenen kavurmanın lezzeti de keyfi de bir başkadır..


MUTLU BAYRAMLAR
Hayatınızın her anında bayramın coşkusunu ve sevincini yaşamanız dileğiyle...

22 Kasım 2009 Pazar

dil balığı tava

BİR PAZAR MENÜSÜ..
Nefis bir balık tarifi daha...
Oğlumun eskiden en sevdiği balıktı. Artık sevmiyormuş..
Ama yine de bizim kadar yedi :)

Bu balığı yapmayı yine yemek yapmayı, yemeyi ve yedirmeyi çok seven arkadaşım Hamdi'den öğrendim. Bir keresinde yazlıktayken sabah erkenden siteye bir balıkçı gelmişti. Dil balığı olduğunu görünce heveslenip aldım. Ama temizleyeceğim derken mahvoldum. Telefonla temizleme tarifi almıştım.
Bir daha mı ?! Kipa ne güne duruyor..

Yapılışı:
  • Temizlenmiş balıklar alınır.
  • Mısır ununa bulanır. (Beyaz una göre çok daha lezzetli oluyor)
  • Çiçekyağında güzelce kızartılır ve soğutmadan afiyetle yenilir.
Bu kez balığın yanında roka salatası vardı...

Şimdi Sevgili Hamdi bu yazıyı okuduğunda bana telefon açacak..
-Balıkları az kızartmışsın ya da çok kızartmışsın ya da tarif eksik. (Mutlaka bir kulp takacak..)
Ya da
-Kızım parana mı kıyamadın, gidip en küçüğünden almışsın..
diyecek biliyorum :)

15 Kasım 2009 Pazar

konya mutfağı

Sonuçta yemek bloğu...
Önceki yazımda da belirtmiştim. Gezip gördüklerimi değil, yediklerimi yazacağım diye. Daha yolculuk başlamadan düşünmüştüm Konya mutfağını yazmayı. Durum böyle olunca, biz Çılgın Blogcular Esma ve Mine (Dileğin tabiri) gezi boyunca yemekleri kızların yemesine fırsat vermeden fotoğraf çekmeye çalıştık.
-Dur yemee! Bozma! fotoğraf çekicem:))
-Hadii karnım çok acıktı!!
Yemek öncesi dialoglar hep böyleydi:)

KONYA'DA NELER YEDİK?
Neler yemedik ki? Cumartesi sabah bizi rehberimiz karşıladı. Önce otele gidip eşyalarımızı bıraktık. Hemen ardından kendimizi Konya sokaklarına attık..

İlk durağımız 'Sille Konak' oldu. Uzun bir gece yolculuğundan sonra, güneşli bir Konya sabahında açık havada kahvaltı çok iyi geldi..

Öğle yemeği içinse 'Konya Mutfağı' adlı, Konya'nın tüm yöresel yemeklerini hakkıyla yaptığını düşündüğüm bir restorana gittik..Bab-ı Esrar'da Karen Kimya, Konya'nın meşhur kuru bamya çorbasını içiyordu. Biz de bir deneyelim dedik ve çok beğendik. Çok küçük kuru bamyalardan salça ve et suyuyla yapılmıştı. Kızlar evlerinde de bu tadı denemeyi çok istediler ama denk gelip de alamadık kuru bamyayı..

Kıymalı kimyonlu yaprak sarma...
Bu kez fotoğraf çekmekte biraz geç kalmışım. Bu sarmayı pek sevmedim aslında. Belki içindeki kimyon tadından belki de Ege'nin zeytinyağlı ekşimsi yaprak sarmasının yerine hiçbir sarmayı koyamadığımdan..

Kıymalı su böreği nefisti..

Tirit.. Köfte pide üzerinde sarımsaklı yoğurtlu sosla servis edildi..

Sebzeli Közleme.. Hünkar beğendinin değişik bir versiyonu...

Tandır Kebabı..
Bizim Kurban Bayramlarında yaptığımız Sura'ya benziyordu. Kırmızı eti seven birisi olarak her üç et yemeğini de severek yedim. Tabi azar azar..

Sıra tatlılara geldi. Saç Arası...
Şuruplu tatlılarla pek aram olmadığı halde beğendim.
Höşmerim...
Benim bildiğim höşmerim tuzsuz peynirden yapılır ve rengi sarı olur. Bu yediğimiz nefis bir un helvasıydı. Garsondan kaymak ile yapıldığını öğrendik. Neşecim bu helva senin için..
Gezimizin en unutulmaz yiyeceği:))
İlk gün öğle yemeğinde yukarıda görünen tüm yemekleri bir arada yiyince, akşam yemeğine pek yer kalmamıştı. Ama öyle değilmiş :)
Akşam Sema gösterisine gitmeden önce sadece salata yemek için otelin restoranına geçtik. Masalarda biber turşusu ve pideler bizi bekliyordu. Tazecik ve tam karar acılı biber turşularına hepimiz bayıldık. Gerçekten nefisti... Öyleki garsonla görüşüp bize bu turşulardan vermesi / satması veya satın alabileceğimiz yeri söylemesi için neredeyse yalvardık:) Ama malesef otelin kendi yaptığı özel bir turşuymuş ve vermesi mümkün değilmiş..
Tabii biz bu güzel iştah açan turşulara dayanamayıp oturup hepsini yedik. Sadece onları yesek neyse, fiks menüde olan tüm yemekleri de yedik :))
Sonra hem söylenerek, hem gülerek hızlı bir tempoyla Mevlana Kültür Merkezi'ne yürüdük. Salona girdiğimizde o ruhani havaya bürünmemiz biraz zaman aldı :)))) (Dilek bunları yazarken bile gülme krizine girdim.)
Etli Ekmek...
Rehberimiz bizi bu kez Konya'nın en güzel etli ekmeğini yapan Meram yolu üzerindeki 'Havzan' a götürdü. Bizim kıymalı pideye çok benziyordu. İnce çıtır çıtır hamuru ve 1.5 metrelik servisiyle çok güzeldi.

O kadar yemeğin üzerine Meram'ın panaromik manzarasını seyrederek içilen nefis bir Türk kahvesi. Burada artık bizim rehber de dağıldı. Kızcağız bizim grubun hikayelerini dinledikçe gülmekten kırıldı...
Pilates seansları, metabolizma çayları, zeytinyağlı brokoli derken..
Ardından Konya'nın lezzetli yemekleri...Gezimiz kadar güzeldi...

11 Kasım 2009 Çarşamba

ruhani yolculuk

İyi geldi ......
Uzun zamandan sonra, güzel bir mola oldu benim için.
Son dönemlerde bu kadar güldüğümü de hatırlamıyorum....
Yolculuğun hikayesi, 3 hafta önce grubumuzun organizatörü Sevgili Dilek'ten gelen bir e-posta ile başladı.

-Kızlar yeni bir organizasyon düşünüyorum... Aşk ve Bab-ı Esrar'dan sonra bir Konya turuna ne dersiniz? Tek şart bu iki kitabı da okumuş ve beğenmiş olmak...
Bu fikir o günden itibaren olgunlaşarak, geçtiğimiz haftasonu nihayete erdi. Ve biz 7 bayan Şems Tebriz-i'mizi bulmak için cuma geceyarısı yollara düştük...
Grubun ortak paydası hepimizin çocuklarının aynı sınıfta okuyor olması. Böyle olunca bu ruhani yolculukta bile, en çok konuşulan konu yine çocuklarımızdı. Aramıza yeni katılan iki arkadaşımıza bu konuda ki sabırlarından dolayı teşekkür etmek istiyorum.

Her anı çok keyifli geçti gezimizin. Havanın bu kadar güzel olacağını tahmin bile etmemiştik. Oteldeki garsona inanıp yakın olduğunu düşündüğümüz Mevlana Kültür Merkezi'ne olaylı yürüyüşümüz, aklıma geldikçe güldüğüm anlardan biridir.
Gezdiklerimi gördüklerimi detaylı anlatmıyorum. Yediklerimi anlatacağım sonra.
Kısaca Mevlana'nın Türbesi, Camiler ve Medrese ziyaretleri...
Ve müthiş Sema Gösterisi...

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllükte toprak gibi ol.
Ya olduğun gibi görün, Ya göründüğün gibi ol.....





5 Kasım 2009 Perşembe

uçup giden...

Zamanı tutamıyorum yine...

Arada bir yerde durup oohhh diyemiyorum bu aralar..

Haftasonu gelen soğuklara bile alışamadı bünyem.

Az kaldı...Güzel bir kaçamak yapıyoruz yakında...

RUHANİ BİR YOLCULUK!!!!!
Umarım ruhuma da, bedenime de iyi gelir..............

29 Ekim 2009 Perşembe

zeytinyağlı brokoli ve brüksel lahanası

BUNLARIN DA YEMEĞİ OLUR MU DİYENLERE..
Epeydir yapmayı düşündüğüm bir yemekti...
İlk kez yapıyorum. Ama eşim ve benden tam not aldı...
Ehh malum bu aralar zayıflama ve sağlıklı beslenme konularına daldık biraz. Keşke hep böyle devam edebilsek ve sağlıklı beslenmeyi hayatımıza tamamen yerleştirebilsek..

Bu yemeğin bir iki güzel tarafı olduğunu farkettim..
Nasılsa eşimde çok sevdi. Kış aylarında alternatif bir sebze yemeği olabilir. Maalesef pırasayı çok sevmiyoruz. Kereviz olsa da olur olmasa da... Geriye galiba ıspanak kalıyor sadece...
Diğer tarafdan da haşlama şeklinde yapılmadığı için suyu dökülmüyor. Böylelikle hem brokoli hem de brüksel lahanasının içerdiği özellikle kanserle savaşan değerli maddeleri kaybetmiyoruz. Zira salatasını yaparken haşlayarak suyunu döktüğümüz için, bu maddelerin % 80'i suya geçerek heba oluyor.

Malzemeler:

Ölçü vermiyorum. Göz kararı ayarlayabilirsiniz. Belki ilkinde tadımlık yaparsınız lezzet testi için..

  • brokoli
  • brüksel lahanası
  • arpacık soğanı
  • domates
  • zeytinyağı, tuz, pul biber

Yapılışı:

  • Önce soğanları yağda biraz pembeleştirdim.
  • Ardından diğer sebzeleri ilave ettim.
  • Çok az su ilavesiyle pişirdim.
Yemeği biraz daha zenginleştirmek mümkün. Kıymalı yapılabilir ve sevdiğiniz, yakışacağını düşündüğünüz baharatlar ilave edilebilir.
Deneyin derim...

26 Ekim 2009 Pazartesi

fırında çipura

EN KOLAY VE EN TEMİZ BALIK TARİFİ
Gerçekten de öyle..
  • Temizlenmiş balıklar evde tekrar güzelce yıkanır.
  • Tepsiye alüminyum folyo serilir. (Tepsiyi yıkamak da kolay olmalı.)
  • Balıklar tepsiye sıralanır. Üzerlerine çok az zeytinyağı sürülür. Biraz da tuz.
  • Orta boy balık için 200 C'lik fırında tam 20 dakika...(işin püf noktası burası bence...)

Balıklar fırında pişerken salatanızı yapıp, masanızı hazırlıyorsunuz. Toplam 30 dakikada yemeğe başlayabilirsiniz...

Her seferinde, bunu haftada bir yapmalıyım diyorum. Neden yapamıyorum anlamadım....

22 Ekim 2009 Perşembe

metabolizma çayı


PİLATES EĞİTMENİM BANA KIZDI...
Bir süredir pilatese gidiyorum. Pilates eğitmenim Sevgili Duygu'ya 'Vakit Buldukça' dan söz etmiştim. Geçtiğimiz seansda bana bloğa girdiğini söyledi. Tepkileri aynen şöyle:

-Bloğunuza girdim. Siz hala bana ben neden zayıflayamıyorum deyin... öyle yemekler yaparsanız.....
-Ohh baklavalar falan..İnsan bari bir metabolizma çayı, bir salata koyar...

:)))

Haklııı...
-Ama Duygu ben onları yapıyorum, ama az yiyorum.
-Bak hafif yemek tariflerimde var. Kekler, tatlılar oğlumla eşim için...
desem....Sonuç ortada...

Durum böyle olunca Duygu'nun da söylediği gibi Metabolizma Çayı yazmaya karar verdim. Hem de hemen yapıp içmeye...
Malzemeler:
  • 1 büyük elma
  • 1 limon
  • 1 tatlı kaşığı tane karabiber (sakın ezmeyin!!)
  • 4-5 tane karanfil
  • 1 tane çubuk tarçın

Yapılışı:
  • Elma ve limonu kabuklarıyla beraber dörde böldüm.
  • 3 lt su içine tüm malzemeleri koydum.
  • 1.5 lt'ye düşene kadar kaynattım.
  • Elma ve limon parçalarını ezdim.
Tadı tahminimden çok daha güzel olmuş. Hemen kendime bir fincan alıp, bilgisayarın karşısına geçtim buraya yazmak için..
Bu çayı son günlerde keşfettiğim bir blogdan öğrendim. Mevsimlerden Roma... Blog sahibi Dr.Mehtap Pasin Gualano.
Dr. Gualano İtalya'da yaşayan 4 ihtisaslı bir tıp doktoru. Hem sağlıklı beslenme ve zayıflama, hem de yaşama dair süper yazıları var bloğunda. Blog da en çok ilgimi çeken nokta şu... Mehtap Hanım sağlıklı beslenmeyle zayıflamayı anlatırken aynı zamanda okuyucuyu motive ediyor. Yoğun bir çalışma temposuna rağmen tek tek tüm yorumculara cevap yazıp takip ediyor....Okuduğum öykülerden epey yol katedildiğini anlıyorum...
Mehtap Hanım, bu çayı kilo verme durduğunda metabolizmayı canlandırmak için önermiş. Öğün aralarında birer fincan.. Çayın ayrıca öksürüğe de iyi geldiğini, istenirse ıhlamur da ilave edilebileceğini belirtmiş bloğunda.
Her durumda faydalı görünüyor. Özellikle önümüzdeki soğuk kış günleri için güzel bir içecek..

18 Ekim 2009 Pazar

browni


PAZAR KEYFİ
Bugün evde tembellik yapmaya karar verdik..

Evde olmak demek, benim mutfağa girmem demek.
Hiçbir şey yapmayacağım desem, üç öğün yemek hazırlamak için yine mutfaktayım. Ama tabii duramıyorum. Oğlum için birşeyler yapmak istiyorum.
Murat Ege, yengesinin yaptığı ve severek yediği browniden istedi..
Hemen Şirvan aranıp, browni tarifi alındı.
Ailemizin Browni ustası da Sevgili Şirvan...

Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1,5 sb şeker
  • 1/2 sb mısırözü yağı
  • 1 sb süt
  • 2-3 yk kakao
  • 2 sb un (biraz fazlası)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 vanilya
  • sütlü çikolata
Yapılışı:
  • Un ve kabartma tozu haricindekileri sırayla karıştırdım.
  • Mevcut karışımdan 1 su bardağı kenara ayırdıktan sonra, kalan karışıma un ve kabartma tozunu ilave ettim.
Buraya kadar problem yok..
Tam fırın tepsisini yağlayıp, hamuru dökecek iken oğlum silikon kek kalıplarını çıkarıp bunları kullanmanın daha güzel olacağını söyledi. Hazır yediği browniler gibi olmasını istiyormuş..

Kalıplar tümünü almadığı için bir kısmını başka bir kaba koymak zorunda kaldım.
Kek fırında kabardı ve çok güzel pişti. Çok da nefis görünüyorlar....
Ama bir sorun var..
Kek fırından çıkar çıkmaz ayırdığımız 1 sb karışımı kekin üzerine dökmemiz gerek. Tabii bizim kekler kabardıkları için ve karışımda çok yoğun olduğundan ıslatmak mümkün değil. Karışım akıp gidiyor.
Burada hemen Sevgili Mineciğimin yöntemini devreye soktum. Mis Kokulu Lezzetler 'de bu hafta yayınladığı Browni tarifindeki gibi keki süt ile ıslattım.


Fırın kabında pişirdiğim diğer keke de ayırdığım karışımı döktüm. Biraz beni uğraştırsa da, her ikisi de nefis oldu...
Pazar keyfini de bu yazıyı yaparken yaptım. Mutfak masasında önümde bilgisayarım, bir fincan kahve ve yanında da browni...
Arkada da Candan Erçetin.....
İYİ PAZARLAR..

11 Ekim 2009 Pazar

fırında sebzeli mantar

Özel yemek sofralarımın vazgeçilmezi bir ara sıcak..
Ama eşimle benim için yanında salata ile bir ana yemek.
Yapılışı da son derece kolay..

Malzemeler:
  • 500 gr mantar
  • küçük boy garnitür (Havuç, patates, bezelye)
  • tereyağ
  • kaşar peyniri

Yapılışı:

  • Mantarları yıkadıktan sonra, ince ince dilimledim.
  • Garnitürü süzgeçte sudan geçirdim.
  • Fırın kabına bir sıra mantar bir sıra sebzeler şeklinde yerleştirdim.
  • Üzerine bolca kaşar rendesi ve üzerine yaklaşık 1 yemek kaşığı kadar tereyağı koydum.
  • Su koymaya gerek yok. Mantar suyunu salıyor.
  • 180 C de ki fırında yaklaşık 40 dakika pişirdim.

Bu yemeği geliştirmek mümkün tabii.. Benim çok pratik bulduğum hazır garnitürler dışında, farklı sebzelerle de yapılabilir. Havuç yanında kabak dilimleri ve biraz krema ilavesi ile de ayrı bir lezzete kavuşacaktır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...